orhan ölmez damla damla
DMATT ŞİİRİ
Acım sensizlikten değil
Bu sözler sen yoksun diye değil
Sensiz yaşamak unutmak değil
Hayat ben ile değil
Sen ile yaşamak sevdiğim
Alışmadım alışamadım sensizliğe
Yaptıkların değil yokluğun
Beni sensizliğe iten Beni kim anlar ki
Sen mi ?
Onlar mı ?
Benim bile bilmediğim kişiler mi ?
Seneler geçip gidiyor
Beni sensizliğe itiyor
Hatıralar senin hayallerinle yaşanıyor Bu mudur sensiz yaşamak
Bu mudur hayallerinle olmak
Bu mudur benim sana olan sevgim
Soruları hep kendime soruyorCevaplarını kendime veremiyorum
Nerdesin ?
Kimin elindesin ?
Hayatım nerde nerelerde ?
Bildiğim ve bileceğim sen değildin O kadar çok sevdim ki
Bilmek istemedim
Bilsem de duymak istemedim
Söyleyeceklerini ve söyle diklerini
Uzun bir yoldu benim sana olan sevgim Geri dönmek yok ilerisi hiç olmayan bir yol
Hep karanlıklar ve korkular içinde yaşamak
Nedir bilir misin sevdiğim ?
Şimdi yolun sonu görünür oldu Ama ben gitmek istemez oldum
Ne zaman varsam o yola
Biliyorum
Elim, gözüm , kalbim ve sana olan sevgim
Bitecek tek söz ise “unut beni “ olacakZaman
durdu benim durduğum gibi
Hani su durmaz ya
Bende seni durmadan seviyordum
Şimdi veda etmek bu kadar kolay mı
Hayır
Sensiz yaşamak hakkım mı
Hayır
Ben seni hiç hak ettim mi
Hayır
Şimdi elimde sana ait hiç bir şey olmadan
Sana olan sevgimi ispat edemedenSenin
elini bir kere tutup seni seviyorum demeden
Gidiyorum
Sözüm seni mutlu etmekti
Artık mutlu etmek yerine üzüyorum
Senin yanında hiç olamıyorumİmkansızlık nedir? Nasıl olur bilir misin ?
Ben imkansızlığı sende ögrendim
Nasıl olacağını sensiz ögrendim
Bu şiir sanadır
Bir kere olsun gözümün nurunu
Görmeden acıları ve mutlulukları ile
Bırakan vefasız birinin yazdığı şiir
Uzun uzun yazardım ya
Sen yorulma diye
Hep sen gül diye espri yapardım ya
Sen ağlama diye
Hep sen istedin diye yapardım ya
Sen yapmadın deme diye
Hep sen seviyorum derdin ya
Sen sevgisiz kalma diye sevdim
Hep sen hatırlamak istemiyordun ya
Ömrüm senin demedim hayatım senin dedim
Hep sen gülüyordun ya
Belki bende gülerim diye bekledim
Hep senin içindi bunlar
Sen üzülme diye
Sen mutlu ol diye
Sen UNUTMAK istedin diye
Gidiyorum
MEVLANA SÖZLERİ
Mevlana'nın söylediği ve günümüze kadar insanlığa ışık tutan sözlerinden bazıları:
· Sevgide güneş gibi ol, dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol, hataları örtmede gece gibi
ol, tevazuda toprak gibi ol, öfkede ölü gibi ol, her ne olursan ol, ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.
· Şu dünyada yüzlerce ahmak, etek dolusu altın verir de, şeytandan dert satın alır.
. Vazifesini tam yerine getirmemiş olanın vicdan yarasına ne mazaretin devası ne ilacın şifası deva getirmiş..
. Aşk altın değildir, saklanmaz. Aşıkın bütün sırları meydandadır..
. Yeşillerden, çiçeklerden meydana gelen bahçe geçici, fakat akıllardan meydana gelen gül bahçesi hep yeşil ve güzeldir..
· Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok. Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok.
. Aşk, davaya benzer, cefa çekmek de şahide: Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki..
· Sen diri oldukça ölü yıkayıcı seni yıkar mı hiç?
· İsa'nın eşeğinden şeker esirgenmez ama eşek yaratılışı bakımından otu beğenir.
· Dert, insanı yokluğa götüren rahvan attır.
· Ehil olmayanlara sabretmek ehil olanları parlatır.
· Leş, bize göre rezildir ama, domuza, köpeğe şekerdir,helvadır.
· Kuzgun, bağda kuzgunca bağırır. Ama bülbül, kuzgun bağırıyor diye güzelim sesini keser mi hiç?
· Pisler, pisliklerini yapar ama sular da temizlemeye çalışır.
· Dikenden gül bitiren, kışı da bahar haline döndürür. Selviyi hür bir halde yücelten, kederi de sevinç haline sokabilir.
· Nasıl olur da deniz, köpeğin ağzından pislenir, nasıl olur da güneş üflemekle söner?
· Akıl padişahı kafesi kırdı mı, kuşların her biri bir yöne uçar
· Tövbe bineği, şaşılacak bir binektir. Bir solukta aşağılık dünyadan göğe sıçrayıverir.
·
· Genişlik, sabırdan doğar.
· Korkunç bir kurban bayramı olan kıyamet günü, inananlara bayram günüdür, öküzlere ölüm günü.
· Kim daha güzelse kıskançlığı daha fazla olur. Kıskançlık ateşten meydana gelir.
· Dünya tuzaktır. Yemi de istek. İstek tuzaklarından kaçının.
· Irmak suyunu tümden içmenin imkanı yok ama susuzluğu giderecek kadar içmemenin de imkanı yok.
· Gürzü kendine vur. Benliğini, varlığımı kır gitsin. Çünkü bu ten gözü, kulağa tıkanmış pamuğa benzer.
· Ey altın sırmalarla süslü elbiseler giymeye, kemer takmaya alışmış kişi. Sonunda sana da dikişsiz elbiseyi giydirecekler.
· Eşeğe, katır boncuğuyla inci birdir. Zaten o eşek, inciyle denizin varlığından da şüphe eder.
· Birisi güzel bir söz söylüyorsa bu, dinleyenin dinlemesinden, anlamasından ileri gelir.
· Oruç tutmak güçtür, çetindir ama Allah'ın kulu kendisinden uzaklaştırmasından, bir derde uğratmasından daha iyidir.
· Ayın, geceye sabretmesi, onu apaydın eder. Gülün, dikene sabretmesi, güle güzel bir koku verir. Arslanın, sabredip pislik içinde beklemesi, onu deve yavrusu ile doyurur.
· Zahidin kıblesi, lütuf, kerem sahibi Allah'tır. Tamahkarın kıblesi ise altın torbası.
. Allah ile olduktan sonra ölüm de, ömür de hoştur..
· Sarhoş, cinayeti yapar da sonra "özrüm vardı, kendimde değildim"der. Kendinde olmayış,kendiliğinden gelmedi sana,onu sen çağırdın.
· İnsan gözdür, görüştür, gerisi ettir. İnsanın gözü neyi görüyorsa, değeri o kadardır.
· Birinin başına toprak saçsan başı yarılmaz. Suyu başına döksen, başı kırılmaz. Toprakla, suyla baş yarmak istiyorsan, toprağı suya karıştırıp kerpiç yapman gerek.
· Yoldaki bir tepecik seni bunaltmış,oysa önünde yüzlerce dağ var
· Kabuğu kırılan sedef üzüntü vermesin sana, içinde inci vardır.
· Adalet nedir? Her şeyi yerine koymak. Zulüm nedir? Bir şeyi yerine koymamak,başka yere koymak.
· Hiçbir kafire hor gözle bakmayın. Müslüman olarak ölmesi umulur çünkü.
· Şu deredeki su,kaç kere değişti,yıldızların akisleri hep yerinde.
· Yol kesenler olmadıkça ,lanetlenmiş şeytan bulunmadıkça,sabırlılar ,gerçek erler,yoksulları doyuranlar nasıl belirir,anlaşılır?
·
· Anlayış,edep şehirlilerdedir. Ziyafet,garip konaklamak da köylülerde.
· Resimler ister haberleri olsun,ister olmasın,hepsi de ressamın elindedir,o elden çıkar.
· Alışsan güvercin sallanan kamıştan kaçar mı hiç?O kamıştan göklere uçan yere alışmamış olan güvercin ürker,kaçar.
· Mal, sadakalar vermekle hiç eksilmez. Hayırlarda bulunmak,malı yitmekten korur.
· Çalınmış kumaş,devamlı kalmaz insanda. Hırsızı da darağacına götürür.
· Ağlayışın,feryat edişin bir sesi,sureti vardır. Zararınsa sureti yoktur. Zararda insan elini dişler ama zararın eli yoktur.
· Her korkuda binlerce eminlik vardır,göz karasında onca aydınlık mevcut.
· Verdiğini geri alan kişi, ***** gibi kusmuğunu yemiş olur.
· Şarap kadehtedir ama kadehten meydana gelmemiştir ki. Ağzını,şarabı verene aç.
· Ekme günü gizlemek toprağa tohumu saçmak günüdür. Devşirme günüyse tohumun bittiği gündür,karşılığını bulma günüdür.
· Bilgi, sınırı olmayan bir denizdir. Bilgi dileyense denizlere dalan bir dalgıçtır.
· Bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl güler?
· Bülbüllerin güzel sesleri beğenilir de bu yüzden kafes çeker onları. Ama kuzgunla baykuşu kim kor kafese?
· Meyve ekşi bile olsa, olmadıkça ona ham derler
· Çayırlıktan, çimenlikten esip gelen yel, külhandan gelen yelden ayırt edilir.
· Dünya malı, bedene tapanlara helaldir.
· Gerçek kokusuyla, ahmağı kandıran yalan sözün kokusu, miskle sarımsak kokusu gibi, söz söyleyenin soluğundan anlaşılır.
· Her dil, gönlün perdesidir. Perde kımıldadı mı, sırlara ulaşılır.
· Ahlaksızların bağırışıyla, yürekli yiğitlerin naraları, tilkiyle arslanın sesi gibi meydandadır.
· Kötü nefis, yırtıcı kuştur.
· Hırsın yemdir, cehennemse tuzak.
· Doğan, avdan av getirir, fakat kendi kanadıyla uçar da avlanır. Padişah da bu yüzden onu keklikle, çil kuşuyla besler.
· Dil, tencerenin kapağına benzer. Kıpırdadı da kokusu duyuldu mu ne pişiyor anlarsın.
· Yemekle dolu karın, şeytanın pazarıdır.
· Sözle anlatılan şey, yalan bile olsa, kokusu, gerçek olduğunu da haber verir, yalan olduğunu da.
· Canım bedenimde oldukça, kulum, köleyim, seçilmiş Muhammet'in yolunun toprağıyım. Birisi sözlerimden bundan başka söz naklederse, o kişiden de bezmişim ben, o sözden de.
· Sevgiden, tortulu bulanık sular arı-duru bir hale gelir. Sevgiden, dertler şifa bulur. Sevgiden, ölüler dirilir. Sevgiden, padişahlar kul olur. Bu sevgi de bilgi neticesidir.
· Mumundur karanlık veren sana. Anlatırdım bunu ama, gönlünün beli kırılıverir. Gönül şişesini kırarsan artık, yaşamak fayda vermez.
· Rüşvet alan para pul padişahı değiliz. Paramparça olmuş gönül hırkalarını diker, yamarız biz.
· Aşıkların gönüllerinin yanışıyla gözyaşları olmasaydı, dünyada su da olmazdı, ateş de.
· İki parmağının ucunu gözüne koy. Bir şey görebiliyor musun dünyadan? Sen göremiyorsun diye bu alem yok değildir. Görememek ayıbı, göstermemek kusuru, uğursuz nefsin parmağına ait işte.
· İnsan, gözden ibarettir aslında, geri kalan cesettir. Göz ise ancak dostu görene denir.
· A kardeş, keskin kılıcın üzerine atılmadasın, tövbe ve kulluk kalkanını almadan gitme.
· Bir gömlek derdine düşeceksin ama belki o gömlek kefen olacaktır sana.
· Dün geçti gitti. Dün gibi, dünün sözü de geçti. Bugün yepyeni bir söz söylemek gerek.
· Saman çöpü gibi her yelden titrersin. Dağ bile olsan, bir saman çöpüne değmezsin.
· O dağa bir kuş kondu, sonra da uçup gitti. Bak da gör, o dağda ne bir fazlalık var ne bir eksilme.
· Altın ne oluyor, can ne oluyor, inci, mercan da nedir bir sevgiye harcanmadıktan, bir sevgiliye feda edilmedikten sonra
· Gördün ya beni gamdan başka kimse hatırlamıyor, gama binlerce defa aferin.
· Nefsin, üzüm ve hurma gibi tatlı şeylerin sarhoşu oldukça, ruhunun üzüm salkımını görebilir misin ki?
· Ağzını kapa ve altın dolu avucunu aç. Ceset cimriliğini bırak da cömertliği seç.
· İnanmışsan, tatlı bir hale gelmişsen, ölüm de inanmıştır, tatlılaşmıştır. Kafirsen, acılaşmışsan, ölüm de kafirleşir, acılaşır sana.
· Doğruluk, Musa'nın asası gibidir. Eğrilik ise sihirbazların sihrine benzer. Doğruluk ortaya çıkınca, bütün eğrilikleri yutar.
· Bir kötülük yaptıktan sonra pişmanlık hissetmek Allah'ın inayet ve muhabbetine mazhar olmanın delilidir.
· Sıkıntı ve huzursuzluk mutlaka bir günahın cezası, huzur ise bir ibadetin karşılığıdır.
· Üzerinde pek çok meyveler bulunan bir dalı, meyvalar aşağı doğru çeker. Meyvasız bir dalın ucu ise, servi ağacı gibi havada olur.
·
· Ümit, güvenlik yolunun başıdır.
· Kuş seslerini öğrenen kimse, kuş olmadığı gibi aynı zamanda kuşların düşmanı ve avcısıdır.
· Dert, insana yol gösterir.
· İman, namazdan daha iyidir. Çünkü namaz beş vakitte, iman ise her zaman farzdır.
· İki canlı kuşu birbirine bağlasan, dört kanatlı oldukları halde uçamazlar, çünkü ikilik mevcuttur.
· Sokak köpeğine ister altın, ister yünden tasma tak, yine sokak köpeği olmaktan kurtulamaz.
· Cübbe ve sarık ile alimlik olmaz. Alimlik, insanın zatında bulunan bir hünerdir.
· Değil mi ki gönül mutfağında yemekler tabak tabak, peki ne diye aşağılık kişilerin mutfağına kase tutacakmışım?
· Hangi tohum yere ekildi de bitmedi, ne diye insan tohumunda böyle bir şüpheye düşüyorsun?
· Testi taştan korkar ama o taş çeşme oldu mu, testiler her an ona gelmeye can atar.
· Sus artık yeter! Sır perdelerini pek o kadar yırtma. Çünkü bize, kırıkları sarıp onarmak,
sırları örtmek yaraşır.
· Altın aramıyorum, altın olmaya yeteneği olan bakır nerede?
· Varlık peteğini ören arıdır. Arıyı vücuda getiren mum ve petek değildir. Arı biziz. Şekil sadece bizim imal ettiğimiz mumdur
· Dünya köpüktür. Tanrı sıfatlarıysa denize benzer. Fakat şu cihan köpüğü, denizin arılığına, duruluğuna perdedir.
· Sözün içini elde etmek için harf kabuğunu yar. Saçlar da sevgilinin yüzünü, gözünü örter.
· Burnuna sarımsak tıkamışsın, gül kokusu arıyorsun.
· Biz, tulumla, küple, testilerle tatmin olmayız. Bizi çekip ırmağınıza götürün.
· Dünyaya demir atmış Karun'u, yer çekti, yuttu. Ulular ulusu İsa'yı gökyüzü çekti, yüceltti.
· Ekmek, beden hapishanesinin mimarıdır.
· Gübre olup bostanın gönlüne giren pislik, yok olur gider de pislikten kurtulur, kavunun, karpuzun lezzetini arttırır.
· Avlanmak istedik mi uçup gittiğimiz yer Kafdağı'dır. Akbaba gibi leş avlamayız biz.
· Bir köpeğin önüne bir çuval şeker koysan bile, onun gönlü yine leş peşindedir. Şekerden ne anlar o?
· Allah ile birleşmek demek, senin varlığının O'nunla birleşmesi demek değildir. Senin yok olmandır.
· Küfürle iman, yumurtanın akıyla sarısına benzer. Onları ayıran bir berzah var, birbirine karışmazlar.
· Köpekler gibi kızmayı bırak, arslanların gazabına bak. Arslanların gazabını görünce de var, bir yaşına girmiş koyun gibi yavaş ol.
· Din evinde haset faresi bir delik açar ama kedinin bir miyavlaması ile ürker kaçar.
· Kadınlar, aklı olanlara, gönül sahiplerine pek üstün olurlar. Cahillere gelince, onlar, kadına üstündür. Çünkü tabiatlarında hayvanlık vardır. Sevgi ve acımak, insanlık vasıflarıdır. Hiddet ve şehvet ise hayvanlık vasıfları.
· Mümin bir kopuza benzer. Madem ki inanan kişi feryat edip ağlamada kopuzdur, kopuz kendisine mızrap vuran olmadıkça feryat etmez.
· Madem ki, akıl babandır beden de anan, oğulsan babanın yüzüne bak.
· Yeryüzü ile dağda aşk olsaydı, gönüllerinde bir ot bile bitmezdi.
· Kuş, kafeste kaldıkça başkasının buyruğu altındadır. Kafes kırıldı da kuş uçtu mu, nerede ona geçecek buyruklar?
· Bal çanağının ağzı kapalı. Sen ise, üstünü, yanını yalayıp duruyorsun. Çanağı yere çal,
· İnsana bütün korku içinden gelir fakat insanın aklı daima dışarıdadır.
· Dil, anlamlara bir oluktur adeta, fakat nereden sığacak oluğa deniz?
· O kadar çok koşmayın, o kadar yorulmayın, şu yerin altında çırak ne olmuşsa usta da o olmuştur.
· Bir lağımın pis kokusunu koklamak, ruhu kokuşmuş zenginlerle sohbetten yüz misli iyidir.
· Sen, yeni bir çocuk doğurmadıkça, kan tatlı süt haline gelmez.
·
· Aşk, davaya benzer. Cefa çekmek de şahide. Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki.
· Tohum yerde gizlenir de, o gizlenmesi bağın, bahçenin yeşermesine sebep olur.
· Yazı yazılırken eli görmeyen kişi, yazı kalemin oynamasıyla yazılıyor sanır.
· Gül solup, gül bahçesi harap olduktan sonra gülün kokusunu nereden duyabiliriz? Gülsuyundan!
· Firavun, yüzbinlerce çocuk öldürttü, aradığıysa evinin içindeydi.
· Geminin içindeki su, gemiyi batırır. Geminin altındaki suysa, gemiye arka olur.
· Aynanın berraklığını yüzüne karşı söylersen, ayna hemen buğulanır, seni göstermez olur.
· Eşek, suyun kadrini bilseydi, ayak yerine baş koyardı ırmağa.
· Aklın deveciye benzer, sense devesin. Aklın seni ram eder, ister istemez dilediği yere çeker götürür.
· Eğer parça buçukta bütünle beraberdir, ondan ayrılmaz diyorsan, diken ye, diken de gülle beraberdir.
· Gümüşün dışı aktır, berraktır ama onun yüzünden el de kararır, elbise de.
· Ateşin kıvılcımlarıyla al al bir yüzü vardır. Ama yaptığı kötü işe bak, karanlığı seyret.
· Yoksul, cömertliğin aynasıdır.
· Peygamberler insanları Allah'a ulaştırmak için gelmişlerdir. İnsanların hepsi bir bedense, kulla Allah birleşmişse kimi kime ulaştıracaklar?
· Bir mumdan yakılan mumu gören, gerçekten de asıl mumu görmüştür. Düşünenlerin
düşündürdükleri...
· Sabır, genişliğin anahtarıdır.
· Gündüz gibi ışıyıp durmayı istiyorsan, geceye benzeyen varlığını yaka dur.
· Ana karnındaki çocuğa doğmak, dünyadan göçmektir
· Somuna benzer bir şey düzsen, emdin mi, şeker gelir ondan, ekmek tadı değil.
· Terazide arpa altınla yoldaş olur ama bu, arpanın da altın gibi değerli olmasından değildir.
· Koruktaki su ekşidir ama koruk üzüm olunca tatlılaşır, güzelleşir. Derken küpte yine acır, haram olur fakat sirke olunca ne güzel katıktır.
· Ay, yıldızlardan utanır ama yine de cömertliği yüzünden yıldızların arasında bulunur.
· İnanan, inananın aynasıdır.
· Sen şekillerde kalırsan puta tapıyorsun demektir. Her şeyin şeklini bırak, manasına bak
· Rengi kara bile olsa, bir kişi seninle aynı maksadı güdüyorsa, ona ak de, senin rengindedir.
· Hacca gideceksen, bir hac yoldaşı ara. İster Hint'li olsun, ister Türk, ister Arap. Şekline, rengine bakma, maksadı ne, ona bak.
· Yokluk, varlığın aynasıdır.
· Arslanın boynunda zincir bile olsa, bütün zincir yapanlara beydir arslan.
· Zıddı meydana çıkaran, onun zıddı olan şeydir. Bal, sirkeyle belirir.
· Kasırga pek çok ağaçlar yıkar fakat yeşermiş bir ota ihsanlarda bulunur.
· Dostların ziyaretine eli boş gelmek, değirmene buğdaysız gitmektir.
· Herkes güneşi görebilseydi, güneşin ışıklarına delalet eden yıldızlara ne ihtiyaç vardı?
· Hiç köpeğin havlaması, ayın kulağına değer mi?
· Huzurunda bulunmayanlara bile böyle elbiseler, böyle yiyecekler verirse, kim bilir konuğun önüne ne nimetler koyar.
· Hıristiyanların bilgisizliğine bak ki, asılmış Tanrı'dan medet umuyorlar.
· Resim, ressama, beni kusurlu yaptın diye söz mü söyleyebilir?
· İnsanoğlu, dilinin altında gizlidir. Dil, can kapısının perdesidir. Yel, perdeyi kaldırdı mı ne var, belirir bize.
· Sen de sağ eline bir sopa aldın ama senin elin nerede, Musa'nın eli nerede
· Akıllı birisinden gelen cefa, bilgisizlerin vefasından iyidir.
· Kara odun ateşe eş oldu mu, karalığı gider, tümden ışık kesilir.
· Bağış, kine merhemdir.
· Tahta içinde yaşayan kurt, o tahtanın fidan olduğu vakit ki halini bilir mi hiç?
· Madem ki hırsızsın, bari o güzelim inciyi çal, madem ki gebe kalıyorsun, bari yüce bir çocuğa gebe kal.
· Korukla üzüm birbirine zıttır ama, koruk olgunlaştı mı güzel bir dost olur.
· Tanrı yüzünü çirkin yaratmışsa, kendine gel de, hem çirkin yüzlü hem çirkin huylu olma bari.
· Aynada bir şekil görürsün hani, senin şeklindir o, aynanın değil.
· Satrançta piyon yola çıkar da, sonunda yüce vezir olur.
· Kibir kokusu, hırs kokusu, tamah kokusu, söz söylerken soğan gibi kokar.
· Sonsuzun iki yanı da yoktur, ortası nasıl olabilir?
· Dosttan, yakınlardan gelen bir cefa, düşmanın üçyüzbin cefasına bedeldir.
. Bal yiyen arısından gocunmaz..
· Güneşin ışığı pisliğe vursa bile pislenmez, ışıktır o.
· Başın ırmağın suyuna daldı mı, suyun rengini nasıl görebilirsin?
· Davud'un elinde mum oluyor, senin elindeyse mum, demire dönüyor.
· Sabır, insanı maksadına en tez ulaştıran kılavuzdur.
· Yılan yumurtası da serçe yumurtasına benzer ama aralarında ne kadar fark var.
· Bilginin, iki kanadı vardır, şüphenin tek.
· İkiyüz batman bala, bir okka sirke döksen, balın içinde erir, gider. Balı tattın mı sirkenin tadını bulamazsın fakat tartarsan bir okka fazla gelir. Demek ki sirke, hem yok olmuştur, hem vardır.
· Bir kuyudan her gün toprak çeker, her gün orayı kazar, eşersen, sonunda arı duru suya ulaşırsın.
· Denizden bile yerine su koymadan devamlı su alsan, bu işin denizleri çöle çevirir.
· Sen, yerdeki yeşillik gibisin, ayağın bağlı. Bir yel esti mi, tam inanca ulaşmadan başını sallarsın.
· Oltandaki et lokması, balık avlamak içindir. Öyle lokma ne bağıştır ne cömertlik.
· Sözün eğri olsa da, anlamı doğru bulunsa, sözdeki o eğrilik, Tanrı'ya makbuldür.
· İçen akıllıysa, aklının parlaklığı daha da artar, fakat kötü huyluysa daha beter olur. Ama halkın çoğu kötü olduğundan, beğenilmez huylara sahip bulunduğundan, içki herkese haram edilmiştir.
· Eşeğin ardını öpmekte bir tat, tuz yoktur. Faydasız yere, sakalını, bıyığını kokutur.
· Pirlik, saçın sakalın ağarması ile elde edilmez. İblisten daha ihtiyar kim var?
· Tavus kuşu gibi sadece kanadını görme, ayağını da gör.
· Pirenin ısırışından meydana gelen yanış, seni yılan soktu mu yok olur gider.
· Öküz, ansızın Bağdat'a gelir, şehri bir baştan öte gezip, dolaşır. Bütün o zevki, hoşluğu, tadı, tuzu görmez de göre göre karpuz kabuğunu görür.
· Hani bir hayvan vardır, porsuktur adı. Dayak yedikçe semirir, büyür, köteği yedikçe daha iyileşir, sopa vuruldukça semirir, insan da gerçekte porsuktur, çünkü o da dert, mihnet sopasıyla büyür, semizleşir.
· Uçan kuş, yeryüzünde kalsa tasalanır, derde düşse ağlayıp inlemeye koyulur. Fakat ev kuşu, kümes hayvanı, yeryüzünde sevinçle yürür, yem toplar, neşeyle koşar durur.
· Ölülerle savaşıp gazilik elde edilmez.
· Hoş, güzel ömür, yakınlık aleminde can beslemektir. Kuzgunun ömrü ise fışkı yemeye yarar.
· Kin, sapıklığın da aslıdır, kafirliğin de.
· Kuru duayı bırak, ağaç isteyen tohum eker.
· İnciyi sedefin içinde ara, hüneri de sanat ehlinden iste.
· İnsan bir ağaca benzer, kökü, ahdinde durmaktır.
· Susmakla canın özü, yüzlerce gelişmeye ulaşır. Ama söz, dile geldi mi, öz harcanır.
· Hiç ay, yeryüzünde ev sahibi olur mu?
· Hırs, çirkinlikleri bile güzel gösterir.
· Padişahın adamlarından biri, zindanın burcunu yıksa, zindancının gönlü bu yüzden kırılır mı hiç?
· Yol afetleri içinde şehvetten beteri yoktur.
· Demirciliği bilmiyorsan, demirci ocağından geçerken sakalın da yanar, saçın da.
· Taş, taşlıktan çıkıp yok olmadıkça, mücevher olup yüzüğe takılır mı hiç?
· Padişah, töhmet altına alınanı Karun'a çevirir. Artık suçsuzu ne hale kor, onu sen düşün.
· Eğri ayağın gölgesi de eğridir.
· Tam inanç aynası kesilen kişi, kendini görse bile, Tanrı'yı görmüş olur.
· Bilgiye ulaştı mı ayak, kanat olur.
· Göz olgunlaştı mı, temeli, özü görür. Ama kişi şaşı oldu mu parça buçuğu görür ancak.
· Sınama, deneme yolunda bilgi, tam inançtan aşağıdır, zindansa yukarı.
· Can, doğan kuşuna benzer, beden ona bir tuzak
GÜZEL ŞİİRLER
Nasıl geçti ömrü bir bilsek nasıl
Yanı başındakiler bilirdi Atayı asıl
Bir cennet bıraktı rahata ermeden
Dostu pek azdı her yanında düşman
Vefa ne gezerdi her yıkılışta hüsran
Çektiklerinden olmadı bir gün pişman
Bir cennet bıraktı sefasını sürmeden
Hep bir çağ ötesini idealistliği sevdi
Gelmiş geçmiş zeki koskoca bir devdi
Her alanda diriliş sanki ona ödevdi
Bir cennet bıraktı cenneti görmeden
Her yazdığında her sözünde bir mana
İlimde bilimde bambaşkaydı anlayana
Vatanı altın kafeste sundu sana bana
Bir cennet bıraktı cennete girmeden
O bir askerdi yufka yürekli savaşçıydı
Bağımsızlık olmazsa olmaz tek tacıydı
Vatan sevgisi aşkının en tatlı ilacıydı
Bir cennet bıraktı güllerini dermeden
Lakin yorgundu kalbine tamam demişti
Yüreği elli yedi yıl karşılıksız sevmişti
Artık ağır ağır ömrünün sonuna gelmişti
Bir cennet inşa etti hiç ara vermeden
Bir sabah ansızın yanı tıka basa doldu
Dediler ki Atatürk öldü Ulu Önder öldü
Dolmabahçe Sarayı göz yaşına boğuldu
Bir cennet bırakıp gitti sefa sürmeden
ENGİN NAMLI 19:50 10.11.2007
--------------------------------------------------------------------------------
Ağız ve Diş
Bütün yemeklerin mideye varışı
Ağızla dişte başlar döner besine
Tüm organların sırayladır yarışı
Yolcudur aş dönüşü yoktur tersine
Diştir en eski en orjinal değirmen
Tek tek lokmaları öğütür.Dil; dümen
Durmaksızın çalışır,akıl; öğretmen
Yolcudur aş dönüşü yoktur tersine
Ağız ve diş sağlıklı olmalı dostlar
Ağrılar başlarsa asılır suratlar
Ne hayat ne de aştan alınmaz tatlar
Yolcudur aş dönüşü yoktur tersine
Yutkuna yutkuna lokmalarla savaş
Besmeleyle başlamalı yavaş yavaş
Ömür bitene değin bitmez bu uğraş
Yolcudur aş dönüşü yoktur tersine
Sevgiden nasip almalı ağızla diş
Çile çeken onlar,onlarda ağır iş
Yemekle içmekle döner alış veriş
Yolcudur aş dönüşü yoktur tersine
ENGİN NAMLI 23:33 23.11.2007
--------------------------------------------------------------------------------
Ah Bu Sevdalar
Taşınmaz bedende hissedilir
Dikili taştır ah bu sevdalar
Yarası yürekte ızdıraptır
Çakılı mıhdır ah bu sevdalar
Peşinden koşturur hiç acımaz
Bitmez tükenmez ah bu sevdalar
Kışı yazı yoktur hiç farketmez
Mevsimsiz yıldır ah bu sevdalar
Ağırdır kucak kucak taşınmaz
Sevgi yüklüdür ah bu sevdalar
Koklanıpta yenilmez içilmez
Aşk ürünüdür ah bu sevdalar
Kaldırıp bir kenara atılmaz
Eski hasırdır ah bu sevdalar
Kuşaktan kuşağa hiç değişmez
Sonsuz asırdır ah bu sevdalar
Kalpden bedene fışkıran kandır
Damarda gezer ah bu sevdalar
Yanmayan yıkılmayan çınardır
Dağlarda biter ah bu sevdalar
--------------------------------------------------------------------------------
Ahde Vefa
Hayatı sevmenin bedeli neyse
Candan geçeriz derdik gerekirse
Cananı terk etmiş en tatlı buse
Bilmem bu gidiş nereye götürür
Dünden girdik bir amansız yarışa
Alın terimiz akar üç kuruşa
Yana yakıla vuruşa vuruşa
Bilmem bu gidiş nereye götürür
Vefasından pay vermiyor hiç kimse
Kime ihtiyaç değil,ah bilinse
Gün gelecek el konacak nefese
Bilmem bu gidiş nereye götürür
Sinede depreşen arzular yok mu
Eskiyi aratır fırsat buldumu
Düşe kalka gezsem hayat yolumu
Bilmem bu gidiş nereye götürür
Ahde vefa keskin kılıç,kınında
Dolaşır dostların her dem yanında
Nicesi iş görmez bir dert anında
Bilmem bu gidiş nereye götürür
Engin NAMLI 00:09 07.11.2007
--------------------------------------------------------------------------------
Alabildiğim Cevap
Dilimden çıkıverdi seni çok seviyorum sözü
Öyle içtendi öyle gizemli bir duyguydu hazzı
Coşkulu deryaların atılgan dalgaları gibi
Dinmedi hiç kalbimin tik tak nabızlarının hızı
Daha zamana gerek vardıysa da iki gönülce
Sabrın çatladığın an düşünülmezmiş ince ince
Duyguların fevkinde insan kendini kaybedince
Derlermiş sevdiğine gökteki binlerce yıldızı
Tatlı çağrıya coşkulu bir yaklaşım başlamışsa
Nefis arzular hep, insan kurtulmaya çalışsa
Hele iş işten geçip deli divane olunmuşsa
Ne ağrı tutar seni ne de kıvrandıran bir sızı
Alabildiğim cevap; Utangaç yüzün tebessümü
Sesini duyamadan çoktan alıp gitti sesimi
Yoksa suskun kalması bana has saygı sevgisi mi
Artık gönlüme düşen anlamak bu gizemli nazı
ENGİN NAMLI 10:02 07.08.2007
--------------------------------------------------------------------------------
Alyüzlü
Takma adına alyüzlü koymuşlar
Gerçek adını kimseler bilmezmiş
Yedi düvelde namını duymuşlar
Hafızasından kimseler silmezmiş
Öyle güzelmiş öyle alımlıymış
Her dem geçse de genç kalan yaşıymış
Oldukça zeki münevver aklıymış
Her tür suale cevapsız kalmazmış
Alnına düşen esli saç telleri
Hazla tutarmış taktığı gülleri
Kıskandırırmış tek tük güzelleri
Öyle ciddiymiş gülene gülmezmiş
Ne aşk yaşamış ne sevgili olmuş
Kendine bağlı mütevazı kulmuş
Saygı sevgiyi sanki ilk o bulmuş
İmrenseler de göze hiç gelmezmiş
Bir gün kötülük gelmemiş elinden
Her kula sunmuş kat kat sevincinden
Ne bir ihtiras ne de kin içinden
Buyur edilip derde çekilmezmiş
Kalp odağından ötede gezmezmiş
Gönül veripte kimseyi üzmezmiş
Kusura niyet edip göz süzmezmiş
Hiç bir insana kem sözü olmazmış
ENGİN NAMLI 21:15 26.07.2005
--------------------------------------------------------------------------------
ancak
yaşamak zor dostum çareler direnç odağında
iki büklüm düşe kalka koşacaksın zaman tüneline
ağlasanda sızlasanda zaman ihtiyarlatacak seni
işte o zaman anlayacaksın dünyanın yalan olduğunu ancak
elbet avunduğun bedenin azrail ile tanışacak
masmavi gökyüzü sana simsiyah örtü olacak
çıkamayacaksın, takatın olmayacak gizem deryasında
işte o zaman anlayacaksın dünyanın yalan olduğunu ancak
tavşanlar, ceylanlar, taylar atlayacak üstünden
köşe kapmaca oynayacaklar vücut yaylanda
ıslanacaksın, donacaksın servetin ısıtmayacak
işte o zaman anlayacaksın dünyanın yalan olduğunu ancak
ŞİİR: Engin NAMLI 17: 24 28.06.2002
--------------------------------------------------------------------------------
Anne
Ana rahminde, doğuma kadar
Beni karnında taşıdın anne
Zahmetimden kurtulana kadar
Sancılarıma katlandın anne
Karnında, ekmeğim suyum oldun
Başımın altında ki, yastığım oldun
Beni saklayacak, yuvam oldun
Hakkını nasıl öderim anne
Ben uyandım annem sen uyuttun
Ben ağladım annem sen avuttun
Ben acıktım annem sen doyurdun
Hakkını nasıl öderim anne
Hasta oldum ateşler içinde
İlacımda oldun tabibim de
Kurtuldum şifalı ellerinde
Hakkını nasıl öderim anne
Nasır oldum, ayağında elinde
Çizgiler oldum nurlu yüzünde
Ayak bağı oldum her gününde
Hakkını nasıl öderim anne
Hidayet yaylası alnındadır
Cennet ayağının altındadır
O mukaddes yer anahtarındır
Hakkını nasıl öderim anne
--------------------------------------------------------------------------------
Artık Gel
Yar eski davalar geçti artık gel
Korkuna ödenecek yok bir bedel
Söyle seni azat etsin gurbet el
Tüm saatleri vuslatına kurdum
Hiç kimse seni koparamaz benden
Bitmez aşkımın kökeni ta genden
Bir an ayrılamadı ruhum senden
Onca yıl hicranı ahımla vurdum
Yaşanacak yıllar geçmiş olsa da
Hesap kalmadı vurduğun masada
Yüreğim ne gamda ne de tasada
Artık neşelerin safına durdum
Korkma sen alnımız ak başımız dik
Çekeceğimiz kadar zaten çektik
Yufka yüreğim zalimlere çelik
Rabbimden korumalı şu gönül yurdum
Engin NAMLI 13:35 26.09.2007
--------------------------------------------------------------------------------
Aşıklar Köprüsü
Ardımızdan yalvardı bütün ahali
O kadar dil döktüler fakat boşuna
Ellerimiz bağlı bir mahkum misali
Götürdüler bir tahta yolun başına
Hatırı sayılanlar girdi araya
Dinmeyen öfkeye bir çare arandı
Lakin tüm ümitler vurdu karaya
Sonunda onaylandı zalimin andı
Aşıklar köprüsünde vurdular bizi
Yürekler acımadı onca feryada
Bir anlayan olmadı bu sevgimizi
Suçumuz sevmekmiş şu yalan dünyada
23:10 22.12.2003
--------------------------------------------------------------------------------
Aşk İçin
Bence kararları ölçtüm de biçtim
Neden,aşk olunca kırk yerden geçtim
En nihayetinde seni de seçtim
Özlemle doluyum sana aşk için
Gözlerinin içi bir volkan sanki
Baktıkça yakıyor beni inan ki
Bakışına tutsak öyle bir can ki
Özlemle doluyum sana aşk için
Kimsede yok benim bu hissiyatım
Sevgiyle gelene yanar hayatım
Sanma sensizlikten durur takatım
Özlemle doluyum sana aşk için
Geciktikçe vuslat içim eriyor
Gün geçmiyor renkten renge giriyor
Sen olan canımdan bir can veriyor
Özlemle doluyum sana aşk için
ENGİN NAMLI 20:23 22.02.2006
www.antoloji.com/engin_namli
msn:enginnamli@hotmail.com
--------------------------------------------------------------------------------
Aşk Zilleri Çalar
Bir güzel gönlümden içeri baksa
Aşk zilleri çalar haydi kalk diye
Zaaf elinde o an canım çıksa
İnan kalbime en tatlı hediye
Şenliğe dönüşen bir düğün gibi
Heyecanla dolar gönlüm sahibi
Hep arar dururum bir aşk tabibi
Hasret giderim bir tatlı sedaya
Keyifli bir telaş başlar içimde
Kaybolur dökülen yaşlar içimde
Vuslat hicranı hep taşlar içimde
Bütün coşkularım benzer nidaya
Bakışlar altında nutkum tutulur
Ne varsa bildik o an unutulur
Bedenler uyuşur gam uyutulur
Efsunlaşır hisler ölüp kaldıya
Daha tanışmadan değişir hayat
Baharı yaşatır bir anlık vuslat
Ne gam kalır kalpte ne de kasavet
Götürür beni bir cennet beldeye
Engin NAMLI 01:52 13.01.2008
--------------------------------------------------------------------------------
Aşkınla Kundakladın
Sen benim canevime düşen kor-sun
Acısı belirmeyen aşk sancın var
İçimi közler gibi yakıyorsun
Aşkınla kundakladın gönlümü yar
Ne ateş ne havale böyle yaktı
Sineyi saran alev serden çıktı
Kim derdi senin sevdan yakacaktı,
Aşkınla kundakladın gönlümü yar
Güneşin ne gurubu ne seheri
Aydınlatmaz gördüğüm hayelleri
Hasretine yandığım günden beri
Aşkınla kundakladın gönlümü yar
Yokluğunda bak neler oluyor yar
Daha kalbimde yanan yangınlar var
Yakmak istiyor isen, senin karar
Aşkınla kundakladın gönlümü yar
Engin NAMLI 23:38 09.10.2004
--------------------------------------------------------------------------------
Ayakta Duramıyorum
Bu gün gönlüm sarhoş, ayakta duramıyorum
Düzler yokuş olmuş kendime varamıyorum
Sanki ecelin bestesini söyler gibiyim
Yaşama döndüren saati kuramıyorum
Gönül gözlerimle göremiyorum önümü
Ufuklar kararmış, bulamıyorum yönümü
Mecalsiz yüreğimde cepheler kurulmuş
Belki de ilk defa yaşıyorum son günümü
Getirin bana şifalı kudret helvasını
Getirin ötelerin mis kokan havasını
Fırtınalar kopuyor, can evim yıkılıyor
Getirin tabiplerden bu derdin devasını
Sizden gencim derdim, şu asırlık meşelere
Doymazdım hiç, elveda dediğim neşelere
Her gün katıla katıla gülüp eğlenirdim
Ne oldu da hemen düştüm baş köşelere
Engin NAMLI 23:43 11.03.2003
--------------------------------------------------------------------------------
Aydınlık Bakışlım
Hem zeytin renkli hem zeytin endamlı
Öyle güzel ki tarifsiz gözlerin
Her daim buğusuz billurdan camlı
Olduğu gibi cafcafsız gözlerin
Ey pekmez gözlüm aydınlık bakışlım
Ay simalı ser üstüne nakışlım
Kalbimden vuran ey volkan yakışlım
Keskin süzüşün de afsız gözlerin
Hiç dokunmaz mı zararın ziyanın
Anlatır seni görenin duyanın
Hesabı yokmuş saçtığın ziyanın
Gamdan kederden hedefsiz gözlerin
Pirnur gözlere sevgim büyüdükçe
Bakasım gelir ardıma döndükçe
Tutsak bakışlar altında söndükçe
Zahirde halsiz keyifsiz gözlerin
Yüreciğime dünyaları vermek
Anlık ta olsa güldüğünü görmek
Gönül isterki sonunu getirmek
Bana güler mi teklifsiz gözlerin
Engin NAMLI 12:05 22.07.2007
--------------------------------------------------------------------------------
Ayıralım Hasreti
Hiç dökmeden gözyaşı ardımızdan
Yalnızlığı atalım yanımızdan
Sitemli söz duymadan aşkımızdan
Ayıralım hasreti aramızdan
Kaldıralım gurbeti dünyamızdan
Seviyorsak gönülden ikimizde
Neşemizde aşk olsun derdimizde
Hüzünleri bulmadan kendimizde
Ayıralım hasreti aramızdan
Kaldıralım gurbeti dünyamızdan
Ben aşkına bir dünya kurmuşum gel
Oturalım tahtına elden evvel
Sevdamızı yıkamaz hiç bir engel
Ayıralım hasreti aramızdan
Kaldıralım gurbeti dünyamızdan
ENGİN NAMLI 11.3.2005 16:45
msn:enginnamli@mynet.com
--------------------------------------------------------------------------------
Aynı Yerde Durduk
Birbirimizi hiç tanımaz selam vermez olduk
Kara günde gönülden el uzatmayı çok gördük
Hep kendimizi beğendik her şeyleri çok bildik
Günü günle kurtardık yarınları şansa verdik
Parası bol kafa dengimizle muhabbet kurduk
Geçmişimizi unutup zevki sefaya daldık
Yokluk içinde eşimiz dostumuz kıvranırken
Arabaları katları ikişer üçer aldık
Mazlumu, düşkünü hor gördük hep tepeden baktık
Bir nefis bir vesvese uğruna ne canlar yaktık
Sahipsizliğin güllerine yan gözlerle baktık
Gariplere yüklendik, asiye ses çıkarmadık
Saltanat dedik taht dedik koltuğuna oturduk
Görevden önce, olur olmazlara kafa yorduk
Bazen yanlışın yerine doğrudan hesap sorduk
Bir adım öte gidemedik aynı yerde durduk
Düğünde dernekte bir tutam hediyemiz vardı
Takılan şey kalpte gizli gerdanda aşikardı
Herkesce kabul görmüş değerli sevdamız, 'yar'dı
İçimizde artık ne sevgi ne insanlık kaldı
ENGİN NAMLI 01:16 02.01.2003
--------------------------------------------------------------------------------
Ayrı Kaldık
İki gönülü tanıştıran şarkı
Yıllarca kalbimize yaptı yankı
Yaşayamadık nağme kokan aşkı
Bir gün barışık bir gün ayrı kaldık
Bitmedi sevgiye,aşka borcumuz
Ödedikçe arttı kat kat hıncımız
Gönül almadan kabardı suçumuz
Bir gün barışık bir gün ayrı kaldık
Gün geldi hiç yoktan darıldın bana
Zaman zamanda ben kırıldım sana
El uzatıp gelemedik yan yana
Bir gün barışık bir gün ayrı kaldık
Büyük aşkın hakkını veremedik
İncinirken farkına varamadık
Bin anıya bir aşk sığdıramadık
Bir gün barışık bir gün ayrı kaldık
Engin NAMLI 15:23 13.06.2004
--------------------------------------------------------------------------------
Ayrıl Diyorsun
Esaretin olduğum aşktan ayrıl diyorsun
Ne beni dinliyor ne de bir söz ediyorsun
Gönlümdeki yerini görmeden gidiyorsun
Elveda anılara elveda aşkımıza
Kolum da kanadım da sen dediğin sevgili
Tutmadı hiç ömründe bir gün yabancı eli
Maziyi kutsayacak aşkın bu mu bedeli
Elveda anılara elveda aşkımıza
Çalınırsa kapım o titreyen ellerinle
Açılmayacak sana olsan da güllerinle
Avuttun hep yıllarca o tatlı dillerinle
Elveda anılara elveda aşkımıza
Gidiyorum acısı belirsiz sensizliğe,
Sedasından kesilmiş bir garip sessizliğe
Varmalıyım en yakın yerden kimsesizliğe
Elveda anılara elveda aşkımıza
23:05 06.03.2004
--------------------------------------------------------------------------------
Ayrılığın Sabrı
Ayrılığın sabrı yokmuş sevdiğim
İnsafı kurumuş sanki bir zalim
Ellerim bağlı bir kere sevmişim
Her an sensizliğe sürmek istiyor
Getirdiği günler ne tez geçiyor
Biri başlamadan biri bitiyor
Kalan ömrümüzden çalıp gidiyor
Her an sensizliğe sürmek istiyor
Canımdan öteye saklasam seni
Aramadan bulur değişmez kini
Ezelden hünerli sevmez seveni
Her an sensizliğe sürmek istiyor
Uslanmayı bilmez gözleri bizde
Razıyım bıraksa dağda denizde
Yetmiyor ki gözü hep sevgimizde
Her an sensizliğe sürmek istiyor
Adresler değişti inan uğruna
Yaklaşırım diye gönül yarine
Garezi bugünden düştü yarına
Her an sensizliğe sürmek istiyor
ENGİN NAMLI 23:03 08.11.2005
--------------------------------------------------------------------------------
Ayrılıktan Söz Etme Bana
Fedakarlık aşkımızın tacı inan
Gel sen ol,hasrete son noktayı koyan
Bahtiyardır vedayı kalbinden atan
Yeter ki ayrılıktan söz etme bana
Kuşaktan kuşağa değişmeyen ne ki
Aynı kalan bir tek sevgidir inanki
Aşkla,sevgi olmazsa olmaz demekki
Yeter ki ayrılıktan söz etme bana
Katı duygularını çıkar kalbinden
Çağlasın yüreğin gönül deresinden
Mutluluk rüzgarın essin en derinden
Yeter ki ayrılıktan söz etme bana
ENGİN NAMLI 2001
--------------------------------------------------------------------------------
Ayrılmaz Bu Gönül
Senin ne elinden ne ak teninden,
Ne revnaklı inci güzelliğinden,
Ne de saçlarının bir lülesinden.
Ayrılmaz bu gönül ayrılmaz senden
Aheste aheste yürüyüşünde;
O kadar güzelki görünüşünde.
Ne rüyalarımda ne de düşümde
Ayrılmaz bu gönül ayrılmaz senden
Duruşta endamın bir tay misali
Ardından söylenir bütün ahali
Buralarda yoktur derler emsali
Ayrılmaz bu gönül ayrılmaz senden
Düşümden sabaha kadar hep sevgin
Gündüzümden taşar geceme değin
Hiç aklımdan çıkmaz gülümsediğin
Ayrılmaz bu gönül ayrılmaz senden
İki avucuma sığınan elin;
Kışıma sıcaklık yazıma serin,
O kadar güzel bir o kadar narin.
Ayrılmaz bu gönül ayrılmaz senden
Tüm akan sulardan daha da paksın
Durdurma yaşamı keyfince aksın
Beni deryanda sen taşıyacaksın
Ayrılmaz bu gönül ayrılmaz senden
Engin NAMLI 12:42 04.09.2004
--------------------------------------------------------------------------------
Bahaneler Bitti
Bahaneler bitti düştün elime
Anladın mı şimdi kaygılarımı
Ardımdan sarfetme bir tek kelime
Tükettin en tatlı duygularımı
Şu masum halime neler yapmadın
Sustukça üstüne üstüne geldin
Diller döktüm bir tek sözü kapmadın
Zaten hayatta her şeyi sen bildin
İhtiras gönlünde kâbuslar eyler
Kendiliğin seni tanımaz artık
Diline gem vursam feryatlar söyler
Yüreğim acımaz sana ne yazık
Hoyratça kullandın duygularımı
En bezgin kuldan bir farkım kalmadı
Aşk,sevgi adına kavgalarımı
Yitirdim de,sana sözüm olmadı
Olmaz olsun,buna sevgi mi denir
Kendimce kazdığım kuyuya düştüm
Aşka bunca emek nasıl ödenir
Gönül dinlemeden aşka üşüştüm
Engin NAMLI 00:04 10.01.2008
--------------------------------------------------------------------------------
Bahtiyar Gördüm
Bu gün yüzünde ne çok tebessüm var
Kalbine mi indi düşündeki yar
Bakışların güneş gibi parlıyor
Dost seni ilk defa bahtiyar gördüm
Seni görenler hayretler içinde:
Donup kalmaya gayretler içinde.
Sanki sefada, servetler içinde
Dost seni ilk defa bahtiyar gördüm
Bu cihanda tüm işler tamam gibi
Sanki ulvi hazzın sensin sahibi
Gönül dünyan cennete ermiş gibi
Dost seni ilk defa bahtiyar gördüm
21:25 15.01.2004
--------------------------------------------------------------------------------
Bana mı Sordunuz
Çekip giderken bana mı sordunuz
Aşkıma gönül ararken yoktunuz
Şimdiyse bana dert yanıyorsunuz
Bir de sevdadan söz ediyorsunuz
Bilmez mi insan ne olacağını
Söndürür mü aşk için ocağını
Heba ettiniz güzellik çağını
Bir de sevdadan söz ediyorsunuz
O kadar baktım her gün yolunuza
Takılır diye biri kolunuza
Yazık değil mi seven kulunuza
Bir de sevdadan söz ediyorsunuz
Bir kere sizden bakmadınız bana
Bakışınızdan akmadınız bana
Kör gönlünüzü yakmadınız bana
Bir de sevdadan söz ediyorsunuz
Dünya nedir ki işte dönüş oldu
Kötü gidişat size bitiş oldu
Eski aleme tekrar giriş oldu
Bir de sevdadan söz ediyorsunuz
Engin NAMLI 22:25 09.09.2005
--------------------------------------------------------------------------------
Bana Zulmdür Seni Sevmek
Sel getirdin yağmur iken
Güneş diye doğman erken
Yaz bahara zaman varken
Bana Zulmdür Seni Sevmek
İçten değil seni görmek
Görüpte kaş gözü germek
Haktır sana yüz çevirmek
Bana Zulmdür Seni Sevmek
Kurtuldum şu yaralardan
Derken, geldin oralardan
Hiç durma git buralardan
Bana Zulmdür Seni Sevmek
Sine yakan kindar zalim
Yılla yılı umrunda kim
Var demedin bir sevgilim
Bana Zulmdür Seni Sevmek
Attığım kör düğümlerden
Çözüldüm hep çözümlerden
Azmı döndüm ölümlerden
Bana Zulmdür Seni Sevmek
İster kinlen ister kına
Kola kolay dönmem sana
Bırak artık beni bana
Bana Zulmdür Seni Sevmek
Engin NAMLI 22:17 29.01.2005
--------------------------------------------------------------------------------
Bedel Sayarım
Bilmeden kırarsam eğer kalbini
Bu canı ölüme bedel sayarım
Olurda söylemez isen derdini
İnan hayatımdan bile cayarım
Dayanamam sulu gözlerine yar
O gözlerin bende hatırası var
Olmasın kederle dolan bir pınar
Yoksa bakışına gönül koyarım
Revnaklı simanın güzelliğine
Gıpta etmek düşer sevdiceğine
Böyle bir sevdanın biteceğine
Ölümü kendime nikah kıyarım
Gönül dairende yerim var ise
Kulak vermelisin bu hazin sese
Kalbin çok değil de biraz dinlese
Sağır dünyaya bu aşkı yayarım
Engin NAMLI 23:06 01.03.2004
--------------------------------------------------------------------------------
Ben Değiştim
Tek muradım sana ermek
Ben değiştim Yüce Rabbim
Geçmişimle hesaplaştım
Ben değiştim Yüce Rabbim
Kalbimden kovdum kem nefsi
Meçhullere uçtu hepsi
Dönemez hiç bir tanesi
Ben değiştim Yüce Rabbim
Divanına kuruldum ben
Ellerim var dua eden
Ayrılamam artık senden
Ben değiştim Yüce Rabbim
Şeytan uzak şimdi benden
Neler çalmış şu ömrümden
Artık attım yüreğimden
Ben değiştim Yüce Rabbim
Nere gitsem zikirdeyim
Aklı selim fikirdeyim
Zengin kalple fakirdeyim
Ben değiştim Yüce Rabbim
Artık dünya cennet değil
El üstünde kıymet değil
Allı pullu ziynet değil
Ben değiştim Yüce Rabbim
Engin NAMLI 12:55 03.08.2003
--------------------------------------------------------------------------------
Beter Diyemiyorum
Bir derdim var benim kimse bilmiyor
İçimden çıkarıp kimse almıyor
Öyle bir dert ki insafa gelmiyor
Ölmekten de beter diyemiyorum
Her görülen günüm zindan gibidir
Kabuslarım sanki söz sahibidir
Ölüm değilse de buna ne denir
Ölmekten de beter diyemiyorum
Göçen takvimlerde kaldı sevincim
Şimdi durmadan kan ağlıyor içim
Böyle bir acıya bitmiyor hıncım
Ölmekten de beter diyemiyorum
Bahtiyar olarak kalmak ukdemdi
Kanımca bu benim için elzemdi
Maksudumu çalan eskiyen demdi
Ölmekten de beter diyemiyorum
Kuşkusuz sevgiydi tek ihtiyacım
Ezelden beri hep buna muhtacım
Ne yazık ki bir gün dinmiyor acım
Ölmekten de beter diyemiyorum
Yükledikçe sabrım taşını sırta:
Azalmaz, çoğalır gam arta arta.
Bu gidişle halim olmaz sa orta
Ölmekten de beter diyemiyorum
Engin NAMLI 19:57 26.09.2004
--------------------------------------------------------------------------------
Bilemiyorum
Daha görmeden o yaban elleri
Bahtıma bir şans dilemiyorum
Bıraktım geride tüm hayelleri
Ne yapacağımı bilemiyorum
Bilinmez ki kulun öteki yüzü
Kışlardan görmedim baharı,güzü
Aşılmaz bahtımın yamacı,düzü
Ne yapacağımı bilemiyorum
Her aşk ayrılığı iyi biliyor
Bu yüzden kavuşmak hayal geliyor
Bitmez denen ömrü felek siliyor
Ne yapacağımı bilemiyorum
Hicranım elemler içinde yaşar
Çıkar yol bulursam vuslata koşar
Öyle dertlerim var başımdan aşar
Ne yapacağımı bilemiyorum
ENGİN NAMLI 22:12 28.12.2004
--------------------------------------------------------------------------------
Bilinmezler Hakk'ın Sırrı
Şu kainat uçtan uca
Gizemli boş bir bulmaca
Kul kalbini yorar anca
Bilinmezler Hakk'ın sırrı
Arzdan arşa yoğu varı
Yaratan Hakk biz ihzari
O verecek son kararı
Bilinmezler Hakk'ın sırrı
Çağdan çağa kuşak kuşak
Karış karış zihni oysak
Yeri göğü kurcalasak
Bilinmezler Hakk'ın sırrı
Ne gelen var ne gitmeyen
Yoktur ömrü hiç bitmeyen
Şu alemi terk etmeyen
Bilinmezler Hakk'ın sırrı
Her tarifin anlam gücü
Demle gelir ölçü ölçü
Ebede dek dolmaz içi
Bilinmezler Hak'kın sırrı
Derin hisler sinede kor
Ateşine yanmak çok zor
Katlanmakla kalınmıyor
Bilinmezler Hakk'ın sırrı
ENGİN NAMLI 23:42 01.01.2005
--------------------------------------------------------------------------------
Binbir Sitemli
Gönder bana eski mektuplarımı
Artık ne sana ne bana bir hatıra
İlham almadın hiç yazdıklarımdan
Seni yazdığım halde her satıra
Binbir sitemli bütün mektupların
Öfkeye dayanmış her bir sayfası
O kadar yozlaşmış ki hitapların
Sinir uçlarıma düştü cefası
Bir kuruntu tutturdun günden güne
Kibir,ihtiras,kaprisler curcuna
Heves bırakmadın sevginden yana
Artık gönül almak kimin harcına
Aramızda kalsın demedin bile
Beni orda burda düşürdün dile
Göz yaşlarım dökülse de mendile
Herşeye hazırım ben, güle güle
Engin NAMLI 20:56 02.06.2007
--------------------------------------------------------------------------------
Bir Hasret
Bir hasret iki kalbi yaraladı
Her gün hicrana kapı araladı
Düştükçe dertten aşkı karaladı
Ne sevgiye kandım ne de sevdaya
Başucuma bir tek resmini değil
Ömrümü sığdırdım unutma ki bil
Ümitsizliğe hiç vermedim meyil
Ne bugünü andım ne de maziyi
Çeyrek asır meçhul yollara girdim
Sen yokken ne kara günler devirdim
Sabrım olmasaydı çoktan erirdim
Ne içimden yandım ne de dışımdan
Habsettim sussun diye figanları
Duyulmaz yasım bilmez olanları
Hıçkırığa bin türlü yalanları
Ne desem utandım ne de zorlandım
Aldığım nefes verilmez durumda
Sinemde esir katlanmak zorunda
Can varmış yokmuş kimin umurunda
Ne ölüme yandım ne de dirime
Dişim tırnakta zamanı tüketti
Zor yıllar beni bir ömür bekletti
Günü gelen önce hasmına gitti
Ne aşka inandım ne de aşkıma
ENGİN NAMLI 01:14 15.07.2006
--------------------------------------------------------------------------------
Bir Küçük Yangın Ateşi
Aşkımız dağlar kadar büyüktü yar:
Bir küçük yangın ateşi kül etti
Kararan sevgi artık kime yarar
Bir küçük yangın ateşi kül etti
Gönlümde nice kor şimşekler çaktı
Her düştüğünde beni göz göz yaktı
Dereler gibi ne alevler aktı
Bir küçük yangın ateşi kül etti
Asi bir rüzgar ile çabuklaştı,
Alel acele kıvamını aştı,
Dağlardan Nemrut bundan da yavaştı.
Bir küçük yangın ateşi kül etti
Keyfiyle söner, volkanlar ne yazık,
Derin izliymiş, bu püsküllü yanık,
Tütsün dumanlar ardımızdan artık...
Bir küçük yangın ateşi kül etti.
ENGİN NAMLI 12:36 18.09.2004
--------------------------------------------------------------------------------
Bir Tanem
ortada bir sebep yokken terk ettin
neden bırakıp ta gittin bir tanem
bana aşkın yolunu sen öğrettin
neden bırakıp ta gittin bir tanem
bir penceremiz vardı aşka bakan
ikimiz idik perdesini takan
tülünde sevdamız oyalı iken
neden bırakıp ta gittin bir tanem
aşkını bebek gibi eylemiştim
avutup hep gönlümde beslemiştim
büyüyüp te sevmeni beklemiştim
neden bırakıp ta gittin bir tanem
sevdanın esiri bir köle idim
tutuklun olmayı Hak'tan diledim
sana vurgun isem ağlat mı dedim
neden bırakıp ta gittin bir tanem
beni yaşatacak tek umudumdun
pınarından içtiğim bir yudumdun
çiçekleri açan, bahar yurdumdun
neden bırakıp ta gittin bir tanem
engin namlı 22:51 07.04.2003
--------------------------------------------------------------------------------
Bir Vatan Düşünün
Bağımsızlık derin sevdadır bizde
Savaşmışız her dem dağda denizde
Bir vatan düşünün hep içimizde
Gönüldeki canan gibi sevmişiz
Bize nasip olmuş en mahir devlet
Dünya görmemiş hiç,böyle bir kudret
Biz ki içi dışı temiz bir millet
Yuvasız canlara yuva,evmişiz
Atalar dünyayı dize getirmiş
Şer nerde,işini orda bitirmiş
Tüm söyleyeceği iki satırmış
En keskin kalemle,sözle dövmüşüz
Gün gelmiş zalimin hali görülmüş
Yüreği yandıkça merhem sürülmüş
Sinesine şevkat kat kat örülmüş
İyiliğe hayra her an tavmışız
Yaşarken neleri görmüş bu millet
Bir çileymiş başlı başına zillet
Vatanı sarmış mı her koldan illet
İman gücümüzle aşkla kovmuşuz
Şerife Bacısı,Koca Seyyidi
Vatanın en mümtaz iki yiğidi
Biri kahramanı biri şehidi
Dünyadaki iki büyük devmişiz
Ülkem banisiyse O Ulu Önder:
Gelmemiş böylesi,benzeri; ender
Ay yıldız bayrağı astığı gönder
Bizi yücelttikçe,`O`nu övmüşüz
ENGİN NAMLI 13/02/2008 12:21
--------------------------------------------------------------------------------
Bir Veda
Bir vedanın ardından biçare, sabır yumağına sarıldım
Teselli tığı ile örgüsünü ördüğüm kara desen oldum
Evire çevire dönüp dolaştım enden boya sürüldüm
Biten örgüyü her giydiğimde üstünde terleyen ben oldum
Çaba harcanıp görülen her işte olanları unutmayı özledim
Kahkaha ile güldüğüm günleri her zaman nadasa bıraktım
Ertelediğim her tebessümü gülmeyen yüzüme sözledim
Başıma dikilen güneşin sıcağında hep hüzünleri yaktım
Kervanımla umarsız kaldığım yollarda molam bitmedi
Varacağım yerlerde ümitli ufuklara izler süremedim
Her kararan gecede sabah yıldızları sabah etmedi
Varacağım yerlerde beni bekleyen muradımı göremedim
Şevkat titreyen ayaz sabahları kucağımda karşıladım
Bir sıcak sobanın yanında olmayı ne kadar isterdim
Çakıldığım yerde buz kesen soğuğu ağaçlara aşıladım
Gagası donmuş kuşlar misali sıcaklara nasıl küserdim
Her gece yarısı sinemi basan hafakanların terleyeni benim
Uyansamda uyanmasamda yine kara basanların kölesiyim
Şaşkın şakın gezip dolaşan sırdaş bulamayan bir garibim
Kuşkulu bakışların altında tarlasına çile ekenin böylesiyim
Engin NAMLI 22:33 18.05.2003
--------------------------------------------------------------------------------
Biraz Tahammül
Bu buhranda geçer ey deli gönül
Biraz serinkanlık biraz tahammül
Sonunda her şeyin sonu tevekkül
Sakın üzülme bir çare bulunur
Bıktın olanlardan,dert direnmekte
Günbegün seninle hep eğlenmekte
Sabretmekte çok zor kabullenmekte
Bilmem ki hakkından nasıl gelinir
Adeta tıkmışlar seni kodese
Hüznünden kalırsın nefes nefese
İçimi dökemem dersin herkese
Mağrur duruşun her söze alınır
Ne desen boşuna dinlemez kalbin
Düştüğün her hata elem sebebin
Her adımda hüsran çıkar talibin
Yüreciğin dertten derde salınır
Engin NAMLI 16:41 04.03.2008
--------------------------------------------------------------------------------
Biri Bulunmalı
Billur bir cevherdir gönlümdeki aşk
Günahsız bebekler gibi tertemiz
Yaşatmak güzel de yaşanmıyor tek
Yapayalnızım ve de hiç kimsesiz
Biri bulunmalı,ya biri bulsun
Ne güzel ne çirkin dosdoğru olsun
Birlikte bir dünya hemen kurulsun
Yapayalnızım ve de hiç kimsesiz
Kupkuru bir hayat kimine gülmüş
Hafakanlar basan kapkara bir düş
Böylesi sanki bir bende görülmüş
Yapayalnızım ve de hiç kimsesiz
Baharı özleyen şu kış gönlüme
Gülleriyle gelsin saçsın önüme
Toz pembe hayatı versin ömrüme
Yapayalnızım ve de hiç kimsesiz
Engin NAMLI 23:37 05.06.2007
--------------------------------------------------------------------------------
Bombalar Yağar
dünyanın ağaları savaş çığlığıyla toplanır
emirle yürür tanklar,uçar füzeler mavi yolda
bombaların hangi başı yaracağı hesaplanır
dağlar, taşlar, yollar figüran insanlar hep başrolde
yaldızlı semadan yağmur yerine bombalar yağar
boynu bükük,suçsuz, günahsız insanların üstüne
göğe atılan zehirli gazı yer çekimi sağar
tebessümü bitmemiş,emzikli canların üstüne
Yüce Allah'a yalvarışlar bitmez kalbin dilinde
dua ile ahın narası göğü sallar o günde
istiklal in özlemi yanar her neferin kalbinde
yare verilen gül gibi, tüfeği tutar elinde
çocuklar misket sanar kan akıtan o mermileri
bilmezler ki öldürmüştür babaları, emmileri
her savaş sonunda kazanandır,onların hamileri
karada yüzer, deryasına küsmüş hayat gemileri
şunun bunun ordusu hep yakar, yıkar, ezer, geçer
çarpışan ölür, güçsüz esir olur,onursuz kaçar
galip gelen tankın avlusuna bayrağını açar
kimileri zafer gölünden kanlı şerbeti içer
engin namlı 23:09 14.04.2003
--------------------------------------------------------------------------------
Böyle Bilmeli
Kalbin ufkundan doğarsa mutluluk
Dökülür gözden sevinç oluk oluk
Başlayacaktır en güzel yolculuk
Tüm dünya bunu hep böyle bilmeli
Nereye gitsen seninle olacak
Ummadığın an karşına çıkacak
Gördükçe gözün senden kaçmayacak
Tüm dünya bunu hep böyle bilmeli
Tüm zamanları durduracak olan
Bu sevgiyi tatmış olacak inan
Hoşnut kalacaktır ömrünce hazdan
Tüm dünya bunu hep böyle bilmeli
10:08 20.03.2004
--------------------------------------------------------------------------------
Bu gün Bayram
Bu gün bayram asılmasın çehreler
Bir gün de olsa gülecek yüzümüz
Dua ile aranacak çareler
Bir gün de olsa gülecek yüzümüz
Vahdet pınarlarına dolacağız
Aktıkça bir bahtiyar olacağız
Kandığımız an meşke dalacağız
Bir gün de olsa gülecek yüzümüz
Hatırları soracak bir tutam gül
Katıla katıla coşacak gönül
Bu gün barışmak; en güzel ödül
Bir gün de olsa gülecek yüzümüz
Asık simalarda açacak güller
Suskun kalplerde çözülecek diller
Tokalaşacak bu gün küskün eller
Bir gün de olsa gülecek yüzümüz
Adım adım izler bizi melekler
Yerden göğe erişir tüm yürekler
Bugün bir bambaşka olur dilekler
Bir gün de olsa gülecek yüzümüz
Mevlaya yönelmek düşer her ferde
Bunu bilenler yıkılmaz hiç derde
Abdest alıp saf tuttuğumuz yerde
Bir gün de olsa gülecek yüzümüz
--------------------------------------------------------------------------------
Canım Azdavay'ım
Tarihin derinliğinde bir yerleşim yeri
Kan dökenlerin, savaşanların alın teri
Başımızın tacıdır hep ta öteden beri
Gönlümüzün efendisi canım Azdavay'ım
Kadınlarımızın başında rengarenk fesi
Baştan aşağı göz kamaştırır elbisesi
Giyimde kuşamda bende varım ifadesi
Süsümüzün efendisi canım Azdavay'ım
Tarlalarda, bağlarda alınterin, emeğin
Damaklarda izlidir hep ıslama ekmeğin
Tadı ile kokusu başkadır kül çöreğin
Aşımızın efendisi canım Azdavay'ım
Bütün çevresi elvan çiçekleriyle dolmuş
Yemyeşil doğa sanki tümüyle esir almış
Tüm canlara yıllarca hazansız bahar olmuş
Gülümüzün efendisi canım Azdavay'ım
Ta atasından beri söyler hep güzel sözü
Tatlı şivesi yürektendir değişmez özü
Kalbi temizdir.Harama dönüp bakmaz gözü
Özümüzün efendisi canım Azdavay'ım
Mütevazi bir yaşamı seçmiş dünyasına
Haram koymamış hiç, ekmeğinin mayasına
Sınır çizmemiş, buyurmuş gönül sahasına
Sevgimizin efendisi canım Azdavay'ım
Oyunlar içinde çiftetelli bir başkadır
Duygularda çırpınan kanatlar hep aşkadır
Vahdet pınarlarına akan aşk bambaşkadır
Sazımızın efendisi canım Azdavay'ım
Şaka, sohbet koyudur, eğlencenin renginde
Kuşaktan kuşağa değişmemiş, ahenginde
Genç, ihtiyar halay çeker, aranmaz denginde
Sözümüzün efendisi canım Azdavay'ım
Toprağı değerli madenler ile yüklüdür
Çıkarılmaz ki bir şeyler bir şeye eklidir
Meçhul aleme kalan sırlar gibi saklıdır
Arzumuzun efendisi canım Azdavay'ım
Çağ eskitmiş medil, ilgarini mağarası
Ne ceylanlar görmüş akçasu, sula yaylası
Görkemli kanyonu bir tabiat harikası
Doğamızın efendisi canım Azdavay'ım
Engin NAMLI 22:22 21.12.2002
--------------------------------------------------------------------------------
Ceketten Gömleğe
Elinde tığ nakış nakış çizgiler
İle desen desen çıkar örgüler
Elvan elvan renkle bir bir sergiler
Ülkemin hamarat elli kızları
Dantelinden tüle,perdeden pike
Ceketten gömleğe dikilen yaka
Mevsim mevsim moda her çeşit marka
Beden doldurur hem kış hem yazları
İnsanı süslemiş her bir elbise
Ayrılmaz ikili olmuş herkese
Kuşaktan kuşağa her gün eskise
Yine de terk etmez bir an bizleri
19:25 28.12.2003
--------------------------------------------------------------------------------
Çarkların Dişinde
Ezelden ebede köprümüz yaşam
Her tür nesnesinde gizem,ihtişam
Yürürüz üstünde her sabah akşam
Çarkların dişinde bir meşgaleyiz
Alından emek ter akıtır durur
Kul kısmetine ne varsa doldurur
Nimeti peşinde koşan kavuşur
Çarkların dişinde bir meşgaleyiz
Uçuşan kuşlara benziyoruz biz
Daldan dala konar hedeflerimiz
Gülde dikende bir bir nasibimiz
Çarkların dişinde bir meşgaleyiz
Zora karşı Hakk'tan sabır dileriz
Yalvarır yakarır hayır dileriz
Binbir zahmete bir ömür veririz
Çarkların dişinde bir meşgaleyiz
Anca beraberiz kanca beraber
Varınca menzile ortaktır karar
Yılmaz yıkılmayız olsak tarumar
Çarkların dişinde bir meşgaleyiz
ENGİN NAMLI 23:27 25.07.2006
--------------------------------------------------------------------------------
Çekemeyenler
Nerden nereye geldik ey sevdiğim
Bir dert, seninle yanyana geldiğim
Merhabasına yeminler ettiğim
Çekemeyenler her gün kalp kırıyor
Her an peşimden gelir, sanki korkum
Bir kaçak gibi senden kaçıyorum
Bilmezsin içler acısı durumum
Her gün hasretin bir derde sürüyor
Sensiz çıkarken sevda yokuşunu:
Duyarım bana ağıt yakışını
Yakalarken bir mahzun bakışını
Nemli gözlerin hep ele veriyor
Meçhulden getir beni gönül atım
Yoruldum artık kalmadı takatım
Baharında gül gibiydi bu bahtım
Şimdi yaz görmez, hazana eriyor
Göz göre göre çekilen bir kahrın;
Neşesi gelmez ne bu gün ne yarın.
Her sabah akşam çöküyor efkârın
Yokluğun her gün kalbimi yoruyor
Artık mazide kalan hasretinle:
Rüyalara eş yaşamak seninle.
Her gün içime vuran eleminle,
Gamlı yüreğim sevinci arıyor
Engin NAMLI 17:52 11.09.2004
--------------------------------------------------------------------------------
Çıkma Bensiz Gün Yüzüne
Gerçek seven sensen eğer
Görmesin yar hiç kimseler
Korkum,sana nazar değer
Çıkma bensiz gün yüzüne
Sensiz aşkı kim dilensin
Şu gönlümü bir bilensin
Her an merak edilensin
Çıkma bensiz gün yüzüne
Serden yere hep bakarlar
Duruşuna ad takarlar
Seni üzer laf atarlar
Çıkma bensiz gün yüzüne
Kalbim dışa duysa da kin
Elde gezer adın lakin
Dikkat et sen elden çekin
Çıkma bensiz gün yüzüne
Sanma benim safsatamdır
Kulu bozan kem ortamdır
Sonra dersin bu hatamdır
Çıkma bensiz gün yüzüne
ENGİN NAMLI 10:53 29.01.2005
--------------------------------------------------------------------------------
Çocukluğun Aşkıydı
Camdan cama göz göze bakıştık yıllar yılı
Ayrı kaldığımız günler parmakla sayılı
Çocukluğun aşkıydı belki de bizimkisi
Öyle güzeldi öyle haz doluydu sevgisi
Şu koskoca alem bizlere cennetti sanki
Üstümüze dünyalar yıkılsa duymazsınki
Ne elem ne gam ne buhran kimin umurunda
Aşk için zorluğa boyun eğilmek zorunda
Tılsımlı yaşama adapte olunur iken
İnsanı bambaşka yapan ne gülmüş ne diken
Sevgiler duyguları yayardı dalga dalga
Aşkla yola gelirdi ihtiras kin ve kavga
Mutlak mutluluğa ulaşmaktı bir tek sebep
Hakk'ça yaşantıyı arzuladık yıllarca hep
Neyseki güzel yolculuk mutlu sonla bitti
Kalpler aşk kervanıyla en son vuslata gitti
Engin NAMLI 22:56 01.08.2007
--------------------------------------------------------------------------------
Çok mu Zor
Kaç defa söyledim kendin ol diye
Duyduğun her sözü çektin sineye
Kılı kırk yardın hep aşktan sevgiye
Çok mu zor geliyor beni anlamak
Nedeni nedir ki bunca cefanın
Giderim gönlünden yoksa inancın
Benliğim aşikar okusun kalbin
Çok mu zor geliyor beni anlamak
Aklına gelirse aradığın var
Ayırdığın zaman bu kadar mı dar
Ne güle ne bana bir gün baktın yar
Çok mu zor geliyor beni anlamak
Bana biraz daha sabret mi dersin
Ya bir bahtiyar ya deli edersin
Bedelini ya ben ya sen ödersin
Çok mu zor geliyor beni anlamak
ENGİN NAMLI 05.02.2005 14:15
--------------------------------------------------------------------------------
Dağlar
Ufukları yırtan ey sıra dağlar
Heybetinden korkup yılan var mıdır
Üstünden her sabah bir güneş doğar
Tependen seyrine dalan var mıdır
İhtişamla durur her bir ağacın
Semaya uzanır meşen,ardıcın
Çiçeklerle süslü düzün,yamacın
Gülünden haberi olan var mıdır
Başında beredir masmavi sema
Sende nefes bulur aldığım hava
Resminle renklenir şu koca dünya
Senin kıymetini bilen var mıdır
18:57 21.12.2003
--------------------------------------------------------------------------------
Daha Neyi Bekliyorsun
Daha neyi bekliyorsun çık ta gel
Ayrılığı tattırmak mı amacın
Kim senin önüne koyuyor engel
Yüreğinden attırmak mı amacın
Zaten özlettin kendini aylardır
İnan gönlüme bir asır kadardır
Yüzünü ne gören ne bilen vardır
Kendini unutturmak mı amacın
Gönlümce sevgimin senden umarı
Sana bağlı hayatın,can damarı
Kesersen felek indirir şamarı
Yaramı kanattırmak mı amacın
Boş vermelere borçlandım neşemi
Bilmez miyim kötüye gidişimi
Yoksa düşürceğin yer baş köşemi
Kafamı oynattırmak mı amacın
ENGİN NAMLI 22:22 25.06.2007
--------------------------------------------------------------------------------
Daha Sana Ne Diyeyim
Saç telinden yere kadar
Sen bir başka güzelsin yar
Bal damlayan bir dilin var
Daha sana ne diyeyim
Şu gönlümde filizlenen
Aşk dalımda çiçeklenen
Açılan bir goncasın sen
Daha sana ne diyeyim
Bir an ayrı kalsam senden
Yollarıma düşer gölgen
Hem hayalim, hem düşüm sen
Daha sana ne diyeyim
Yufka yürek sende gizli
Lütfederken sizli bizli
Tane tane açık sözlü
Daha sana ne diyeyim
Bir dünya ki,fethetmişim
Taht'a seni taç etmişim
Ardın sıra ben gitmişim
Daha sana ne diyeyim
23:12 08.12.2004
ENGİN NAMLI
--------------------------------------------------------------------------------
Dalganı Geç Sen
Bir göz süzüp gectin önümden Gülnaz
Ölürmüsün bir gün de etmesen naz
Soğuk duş etkisi gibi huyların
Bir gün güneşli havan bir gün ayaz
Ya gir gönlüme ya da bir karar ver
Bıktırırsan gönlüm birini sever
Kalbimi yormanın faydası kime
Pişman olursun her şey boşa gider
Rüzgar gibi esip dalganı geç sen
Kaprisin de sonu var nazı seç sen
Güvenme ellere güvenme sakın
Doğruyu,yanlışı öğren er geç sen
Şunu bil ki deryada damlayız biz
Nasıl olsa taşır hayat gemimiz
İkimize düşen bir karar vermek
Ya hicranı ya aşkı seçmeliyiz
Engin NAMLI 15:27 19.04.2007
--------------------------------------------------------------------------------
Değişik Gözlerin
Ey! Çatlatılan aynaların kızı
Baktın da söndü, semanın yıldızı
Simin,ziynetin karardı yaldızı
Öyle güzel ki değişik gözlerin
Ne elaya ne maviye benziyor
Bin türlü rengin içinde yüzüyor
Dünya bir olmuş simanda geziyor
Öyle güzel ki değişik gözlerin
Işıl ışıldan daha da berraksın
Sen varken güneş,ay ne diye çıksın
Yaşı eskiten zamana ışıksın
Öyle güzel ki değişik gözlerin
Ne diyeyim ki güzel gözlerine...
Pürnurlar fer fer yağsın özlerine,
Kirpiklerin tel tel filizlerine.
Öyle güzel ki değişik gözlerin
Engin NAMLI 01:06 22.11.2006
--------------------------------------------------------------------------------
Denenmiş Çareler
Hayat ne kadar zor ne kadar tuhaf
Hem zamanlara gebe hem de taraf
Yazsa tarifi gezsem sahaf sahaf
İlaç olmuyor denenmiş çareler
Ha babam çalış hababam hareket
Dur durak nerde aranır bereket
Lakin insanda olmazsa maharet
İlaç olmuyor denenmiş çareler
Emeğe gönül vermedin,mide aç
Kırılgan yapı esnemeye muhtaç
Bitmeden deniz açıl kulaç kulaç
İlaç olmuyor denenmiş çareler
Kör ufukları aydınlatan gerçek
Bir yıldız olup parlamaktır tek tek
Bunun için aşk gerek sevgi gerek
İlaç olmuyor denenmiş çareler
Engin NAMLI 22:30 13.11.2007
--------------------------------------------------------------------------------
Dost Kalalım
Sana aracısız gelmek,düşüncem
Gel dostluğun kıymetini bilelim
Olup bitenleri silmek düşüncem
Gel dostlukla bir araya gelelim
Bir neden yokken yıllarca kırgındık
Ellerce iki düşman gibi tanındık
Uzaktan uzağa her gün yakındık
Gel sevinçli kullar gibi gülelim
Kadirşinas dostumdu diye diye
Her gün anlattım kalbimdeki elçiye
Ölmeden görmekti seni tek gaye
Gel kırdıysam seni gönül alalım
Düşte; kapına bacana tünedim
Kaç kez içeri girmeyi denedim
Senden yüz bulmadı kabul senedim
Gel yeniden eski bir ahbap olalım
Kaç kez dedi gönlüm kapısına düş
O kovdukça bakışlarına üşüş
Her nedeni tek tek baş başa görüş
Gel geçmişe sünger çekip silelim
Yanlışlar varsa telafisi mümkün
Doğrulara kim olmadı ki düşkün
Düşman olamaz iki dost topyekün
Gel barışıp dünyaya nam salalım
Ya oyuna geldik ya da yanıldık
Aramızda hasımlık var sanıldık
N'oldu bize niye böyle anıldık
Gel eskisi gibi bir dost kalalım
Yalan da olsa mahrumuz selamdan
Kim ne vefa görmüş gamdan elemden
Zaman dar gideceğiz bu alemden
Gel neyse suçum söylede bilelim
Hayat derdiyle uğraşıyor zaten
Hiç görülmüş mü çekilmeden biten
Tek tük kalmış burda bacası tüten
Gel duman duman havaya dolalım
Şu yaşlanan zamanda kim genç kalmış
Günbegün insan dünü arar olmuş
Kuluz,ölüme belki ramak kalmış
Gel öleceksek beraber ölelim
Engin NAMLI 15:19 24.11.2007
--------------------------------------------------------------------------------
Dostça Yaşayamaz mıyız?
Bu dünya niye dar geliyor kardeş
Birlikte dostça yaşayamaz mıyız?
Hepimizdeki aşk değilmiydi özdeş
Birlikte dostça yaşayamaz mıyız
Zaman bu kadar niye acımasız
Eller açılmaz dilimiz duasız
Neye kırgınız kimlere ahımız
Birlikte dostça yaşayamaz mıyız?
Nemiz vardı da neyi kaybettik biz
Gama neşeye ortaktık hepimiz
Şimdi ne oldu ne bizim derdimiz
Birlikte dostça yaşayamaz mıyız?
O dervişlerin ermişlerin yolu
Bizdeydi ufka açılan her kolu
Şimdi yönümüz bilmez sağı solu
Birlikte dostça yaşayamaz mıyız?
Her köşede kambur yüzler arıyoruz
Baştan aşağı tek tek tarıyoruz
Kendimizi mi hep saf sanıyoruz
Birlikte dostça yaşayamaz mıyız?
15:30 11.01.2004
--------------------------------------------------------------------------------
Dön Eski Haline
Artık seninle anlaşamıyoruz
Bir anı bile paylaşamıyoruz
Sanki bu ömrü bir yaşamıyoruz
Ne olur gönlüm dön eski haline
Sen söz verenken ben amade sözcü
Hissinle doğan her şey bana öncü
Kimi diriltken kimi öldürücü
Ne olur gönlüm dön eski haline
İçimden çıksan beni bırakıp ta
Dönüp te bulsan bir başka kalıpta
Belki anlarsın resmime bakıpta
Ne olur gönlüm dön eski haline
Keşkeler fayda etmez; hatalara
Ve de gerçeği yok safsatalara
Girmeyecektik hiç şamatalara
Ne olur gönlüm dön eski haline
Cananım isen canevim içinde
O zaman biriz her derdin göçünde
Ne işimiz var nedende niçinde
Ne olur gönlüm dön eski haline
ENGİN NAMLI 13:56 07.03.2006
www.antoloji.com/engin_namli
msn:enginnamli@hotmail.com
--------------------------------------------------------------------------------
Duygularla Bağlandık
Bir sempati ile başladı aşkımız
Duygularla bağlandık birbirimize
Karşılıksız yürekten sevdik ikimiz
Sevgilerle bağlandık birbirimize
Kanatlandık göklere uçarcasına
Yoktu hazzımıza bir engel olacak
Bambaşka bir diyara göçercesine
Yoktu önümüze bir engel koyacak
İki göz arasına salıncak kurduk
Allayıp ta pulladık ellerimizle
Özlem giderir gibi yüz yüze durduk
Aşkımızı salladık ellerimizle
İki siyah iki kumral hilal kaşın
Bakışını ekledik kirpikleriyle
Alın alına dokunmuş iki başın
Saçlarını ekledik ilmikleriyle
Çıktık bulutların fevkine el ele
Sevda zirvesinin tek sahibi bizdik
İki ağızla selam verdik geceye
Yıldızını derleyip göklere dizdik
Engin NAMLI 23:28 20.10.2004
--------------------------------------------------------------------------------
Dünya Buymuş
Taş yığınlarında güya hayat yaşanırmış
Bazen komşu komşunun kapısını çalmazmış
Kibrin muhabbeti kovduğu o mekanlarda
Kimseler kimselerden selam bile almazmış
Ulvi duygunun sırrını şimdi anlıyorum
Kimlerin yüreğinde sefalar sürdüğünü
Sabrın aziz olduğunu şimdi anlıyorum
Kimlerin yüreğinin murada erdiğini
Gelenin gideni arattığı dünya buymuş
Eğrilerin doğrularla bir farkı kalmamış
Paranın onuru yok sattığı dünya buymuş
İnsafsızlığın sınırları hiç çizilmemiş
Benimle doğan insanlara alışamadım
Ben eskimeden eskileri hep özler oldum
Yalan dünyada kalanlara alışamadım
Şu geç yaşımda kara toprağı gözler oldum
23:57 08.01.2003
--------------------------------------------------------------------------------
Elinden Tutasım Geldi
Düğün halayında gördüğüm güzel
Takmış yakıştırmış her şeyi özel
Ritim tutturamaz melodi,gazel
Ayağına güller atasım geldi
Yalnız bir köşede avare kulken
Beni hoş ettin ey inciler döken
Yok benzerin böyle kendine çeken
Gönlümü halaya katasım geldi
Herkesin içinde bir özge renkce
Giyim kuşamı pul pul ince ince
Bambaşka görüyor insan sevince
Gözlerin içine batasım geldi
Al fesi saçında bir başka durur
Böyle güzel,ne taç ne şapka durur
Aşk ferman dinlemez sanki kudurur
Mecnunca yerlere yatasım geldi
Ne bitmez oyunmuş yıl gibi geldi
Bir an kalp atışım bağrımı deldi
Esti durdu bana sanki bir yeldi
O tatlı nazına çatasım geldi
Heyacanımı ölç gelde yanıma
Nabızlar arttıkça vurur kanıma
İster beni tanı ister tanıma
Seni yüreğime yutasım geldi
SEÇME ŞİİRLER
Dönüp de geriye baksan boşuna
Bir gurur taşırım inanması zor
Dünyayı uğruma yaksan boşuna
Yüzümü çevirdim önüm değilsin
Rotamı döndürdüm yönüm değilsin
Sensiz de yaşarım sonum değilsin
Her gün aşk acısı çeksen boşuna
Ruhunum diyerek dursan canımda
Sen dolaşsan katre katre kanımda
Cenup Şimal Şark Garp dört bir yanımda
Aşk ırmağı olup aksan boşuna
Nedamet içinde gönlüme girsen
Yoluma çıkıp da kolunu gersen
Binlerce çiçeğin sırrına ersen
Misk-i amber gibi koksan boşuna
Bilinsin hıncımın sana kastı ne
Taparmıyım sandın çirkin büstüne
Aşkın oklarını kalbim üstüne
Bin defa üst üste çaksan boşuna
Umutsuzluk doldur avuçlarına
Af tecelli etmez ki suçlarına
Tüm yıldızları bir bir saçlarına
Pırlanta ederek taksan boşuna
Bana zulüm düşsün sana da sefa
Sensiz çok güzeldir yaşanan cefa
On değil yüz değil binlerce defa
Sevginle karşıma çıksan boşuna
Aklın başına gelir yalnız kalınca
Yıllar geri dönmez pişman olunca
Ruh tene küsüp de zaman dolunca
Ecel duvarını yıksan boşuna
GİDİYORSUN HA
Bir akşam üzeri geldiğin gibi
Tekrardan yan çizip gidiyorsun ha
Veda etmeden bir el sallamadan
Rüzgar gibi tozup gidiyorsun ha
Kafana koyduğun o kararınla
Faydan mı dokundu bir yararınla
Kalbime açtığın şu zararınla
Ebediyen üzüp gidiyorsun ha
Taşlaşmış kalbine zulmü katarak
Bu aşkı gönlünden silip atarak
Kaşlarını bana karşı çatarak
Sebepsizce kızıp gidiyorsun ha
Zehrinle suladın aşk güllerimi
Uzanıp tuttun mu hiç ellerimi
Uğruna kurduğum hayallerimi
Darma dağın bozup gidiyorsun ha
Dertsiz başıma bin bela sarıp da
Kalleşlik merminle kalpten vurup da
Kalemini yargıç gibi kırıp da
Ecelimi yazıp gidiyorsun ha
Ruhumu kopardın yetmedi yine
İhanet doluymuş sendeki sine
Sevgi tutmayan o zalim kalbine
Mezarımı kazıp gidiyorsun ha
SENİN YÜZÜNDEN
Yüzünde beliren sahte gülüşe
Yanıp kalıyorsam senin yüzünden
Gerçeği olmayan yalancı düşe
Kanıp dalıyorsam senin yüzünden
Sevgini unutup yaktın şerine
Bir acı bıraktın kalpte derine
Kara bulut olup yağmur yerine
Nefret doluyorsam senin yüzünden
Dönülmez yollara koydum içimi
Ayrılık diyerek yaptım seçimi
Kışlara benzeyen beyaz saçımı
Hırsla yoluyorsam senin yüzünden
Var mı bu alemde benden tasalı
Günlerce dinledim senden masalı
Hazanı yaşayan yaprak misali
Her gün soluyorsam senin yüzünden
Derdi ben avuttum sen neşelerde
Medet arıyorum boş şişelerde
Mekan sayılmayan dip köşelerde
Sızıp kalıyorsam senin yüzünden
Sayende karardı dünyam zifiri
Yaptığını yapmaz elin kafiri
Kalbime davetsiz o misafiri
Kızıp alıyorsam senin yüzünden
Kalleş lakabıyla kavuştun üne
Neden inanmıyorsun yaşanan düne
Tüm şiirlerimi suyun üstüne
Yazıp salıyorsam senin yüzünden
GEL
Karanlığı yırtan acı çağrımı
Duy da başkasına inanmadan gel
Sana hasret sana susuz bağrımı
Sivri tırnağımla yoldurmadan gel
Kabuslarım büyür şimdi art arda
Geceler çıldırdı düşler firarda
Susma ne olursun dur bir kararda
Elleri karşımda güldürmeden gel
Sensiz zor geliyor yaşamın tümü
Kurtuluş yaptırma bana ölümü
Senin için açan gonca gülümü
Dalında unutup soldurmadan gel
Gönlüm başkasına aşkı yasaklar
Yüreğim sevgini içinde saklar
Bir bir saçlarıma düşerken aklar
Beyazlar başıma doldurmadan gel
Gelişin olur en büyük hediye
Daha ne beklersin gülüm ne diye
Vuslat ateşiyle dönüp deliye
Mecnunlar yolunu buldurmadan gel
Kendini aratma mey şişesinde
Gözüm yok dünyanın şuh neşesinde
Düşüp kalırsam bir han köşesinde
Cenazemi eller kaldırmadan gel
İNANMAM
Bir değil, bin değil beklediğim gün
Geliyorum desen artık inanmam
Aşkına Ferhat’ım, karşı dağları
Deliyorum desen artık inanmam
Can bırakmadın, ruh koymadın tende
Ahım kaldı senin gibi gidende
Bin defa yeminler olsun ki ben de
Seviyorum desen artık inanmam
Benimle yaşasan bütün meşkleri
Beraber paylaşsan süslü köşkleri
Kalbimde aşkından başka aşkları
Siliyorum desen artık inanmam
Senin için yaptım desen seçimi
Sevginle doldursan bütün içimi
Pişmanlık inde beyaz saçımı
Yoluyorum desen artık inanmam
Gönlüne çizsen de sevda deseni
Versen de istemem tuzlu buseni
Ellerimi açtım duamda seni
Diliyorum desen artık inanmam
Kalbine yer yapsam sızılar gibi
Kaderine girsem yazılar gibi
Şimdi peşin sıra kuzular gibi
Meliyorum desen artık inanmam
Büsbütün bassan da beni bağrına
Kanmam sözlerini kanmam doğruna
Azrail başımda sevgin uğruna
Ölüyorum desen artık inanmam
GELME CANAN
Kalbine girmeyi çok istiyorsun
Üzeceksen ne olur gelme canan
Vakti gelince bir bir yalanları
Düzeceksen gelme ne olur canan
Soldurup gidersen kuru gül gibi
Selamı kesersen zalim el gibi
Şu durgun gönlümde coşkun sel gibi
Azacaksan gelme ne olur canan
Uzanıp da yatmak varsa dizinde
Tatlı tatlı bakmak olsa yüzüne
Dudağımdan çıkan sevgi sözüne
Kızacaksan gelme ne olur canan
Sonunda bu aşkı yerlere vurup
Kalbimi derinden yakıp kavurup
Sevgi harmanımı boşa savurup
Tozacaksan gelme ne olur canan
Gönül arzuluyor tatlı sesini
Kalbim yeni buldu mabudesini
Zor bela duran aşk abidesini
Bozacaksan gelme ne olur canan
Dindireceksen gel gönül ağrımı
Oyun bozacaksan duyma çağrımı
Taze yaralarla dolu bağrımı
Ezeceksen gelme ne olur canan
Sakın olmasın bu bir düş anlığı
Kalbime yaşatma bin pişmanlığı
Kara kalemlerle sen düşmanlığı
Yazacaksan gelme ne olur canan
GİDİŞİN
Bir meçhule doğru haber vermeden
Beni benden alıp tekti gidişin
Bitirdi gönlümü yaptığın talan
Aşkta isyanları çekti gidişin
Derdine ortaktım yaşlar dökerek
Köleyim önünde dizler çökerek
Boynumu perişan halde bükerek
Kalbime bir sancı çaktı gidişin
Bir kalleşlik eksik o lakabında
Nedense durmadın sevgi kabında
Kara gecelerin kör girdabında
Kayan yıldız gibi aktı gidişin
Zor bela ayakta durduran daldın
Kanayan yaramı sardıran koldun
Sevgini sevgime kardıran baldın
Gönlümü nar gibi yaktı gidişin
Aşkı karanlığa vurup ziftleyip
Paslı bir kilitle kalbi kilitleyip
Gönül evimi de dinamitleyip
Dünyayı başıma yıktı gidişin
Alnıma dayadın aşk silahımı
İstemem sakın ha alma ahımı
Bedenden ayırıp kalan ruhumu
Ölüm meleğine sattı gidişin
ADAM DEĞİLSİN
Ebedi sevgime inanmıyorsan
Yüzünü germezsen adam değilsin
Güzel düşlerime olmaz diyorsan
Kötüye yormazsan adam değilsin
Ayaklar altında aşka kıyarsan
Delice sevmeyi suçtan sayarsan
Gönlümden çıkıp da tezden cayarsan
Kalbimi kırmazsan adam değilsin
Ruhumu benden söküp alarak
Sevgisiz ummana hırsla dalarak
Dostane gönlüme düşman olarak
Karşımda durmazsan adam değilsin
Sevda acısını çektim sonunda
Sürekli gözyaşı döktüm sonunda
Yıkılıp karşında çöktüm sonunda
Zulmünle sarmazsan adam değilsin
Sunduğun ecele yakın süreyse
Hainlik huyunda adi töreyse
Kalleşçe davranmak sana göreyse
Sırtımdan vurmazsan adam değilsin
KADIN
Sevgiye karışıp yapamam derken
Yolumdan dönüp de sapamam derken
Et tırnak olup da kopamam derken
Beni benden söküp aldın be kadın
Melekler gıptayla bakar yüzüne
İyi ki rastladım senin izine
Sahipsiz kalbimin tam merkezine
Ilık ılık akıp doldun be kadın
Benimle kah gülüp kah da ağlayıp
Gönlümü dalgalı saçla bağlayıp
Yüreğimi kara gözle dağlayıp
Şansımı döndüren faldın be kadın
Huyum huyuna denk boyum boyuna
Beraber yatalım koyun koyuna
Beni de çekerek aşkta oyuna
Coşkulu düşlere saldın be kadın
ATAMIYORUM
Kara gözlerine takılı kalıp
Karşında sabrımı tutamıyorum
Kızıl şafağınla asılı durup
Yakamozlarında batamıyorum
İçim yandı için için sızlandı
Senden kah aşikar kah da gizlendi
Kalbimdeki tohum da filizlendi
Diğer sevdalarda bitemiyorum
Sensin yüreğimden akan şelale
Sensin bahçemde gül, zambak, lale
Şöyle bir baktım da sendeki hale
Koştukça peşinden yetemiyorum
Alıştım sendeki nazenli huya
Katil olurdum dense bir yahu ya
Çetin ceviz senin gibi ahuya
Nedense kızıp da çatamıyorum
Aklıma kazıdım bin bir cismini
Koynuma saklarım güzel resmini
Gönlümün sahibi olan ismini
Her gece anmadan yatamıyorum
Yanıp tutuştuğum gerçek bir eştin
Tek vücut olup da bende birleştin
Gizlice kalbime girip yerleştin
İçimde can oldun atamıyorum
KAPINI ÇALACAĞIM
Bana sevgiler sundun kalp kapını açarak
Gerçek aşkı tattırdın gülücükler saçarak
Duramam bu şehir de firar edip kaçarak
Bir gece yarısın da kapını çalacağım
Bu son seyahati aşk için yaparcasına
Yönümü değiştirip sana saparcasına
Et tırnaktan ayrılıp sanki koparcasına
Bir gece yarısın da kapını çalacağım
Sevincimden coşarak sevgi de hislenerek
Günahlardan sıyrılıp büsbütün uslanarak
Şiddetli yağmurların altın da ıslanarak
Bir gece yarısında kapını çalacağım
Yola çıkacağım ne geç deyip ne er deyip
Dönüşüm olmayacak kutsal bir sefer deyip
Bin bir çiçeklerden bin bir sevgiyi derleyip
Bir gece yarısında kapını çalacağım
Kalp atışını daha yakından duymak için
Hasretle yanıp duran sevgine doymak için
Çatlayan dudağına busemi koymak için
Bir gece yarısında kapını çalacağım
AŞK OLSUN ARTIK
Hırsla kırdım bir bir bütün telleri
Sazımı duyana aşk olsun artık
Ardıma alarak azgın yelleri
Özümü bulana aşk olsun artık
Sormam ki çekip de benden gideni
Umurumda değil onun nedeni
Zalimkar rüzgara verip bedeni
Tozumu bulana aşk olsun artık
Kimse acımıyor .benim halime
Gücüm yetmiyor ki akli selime
Son noktadan başka bir tek kelime
Sözümü duyana aşk olsun artık
Erkenden doluştu başıma kırağı
Mekan tutacağım hem de ırağı
Sonunda toplayıp tası tarağı
Yüzümü görene aşk olsun artık
Acıyla bitirdim gençlik çağımı
Yetmeden bozdular yeşil bağımı
Bırakın görmeyi bende çoğumu
Azımı bulana aşk olsun artık
BU GECE
Hayat savaşını çoktan kaybettim
Mağlup oluyorum tuşa bu gece
Karanlık yolların girdaplarına
Her şey hayal oldu düşe bu gece
Gönül harmanımın bitti savrumu
Deliliğe sattım artık tavrımı
Hain bir urganın yağlı kıvrımı
Bedenle ruhumu boşa bu gece
Zararla kapattım geçmiş yılları
Teker teker soldu yaşam gülleri
Kalleş bir hançerin çatal dilleri
Kendini böğrüme döşe bu gece
Dehlizde kudurur bir gölge sisi
Limana yanaşır ecel gemisi
Soğuk bir namlunun çılgın mermisi
Vuslatı kalbimle yaşa bu gece
BEDDUAM AZ GELİR
Şu anki halimden bin kez beter ol
Desem de bedduam az gelir sana
Sevincin kaybolsun şere yeter ol
Desem de bedduam az gelir sana
Şaşırıp kalsınlar seni görenler
Mekanın sayılsın ıssız örenler
Ölümcül yapılsın sana törenler
Desem de bedduam az gelir sana
Yüreğine sivri hançer çakılsın
Hummalı olasın kalbin yakılsın
Alnına isabet kurşun sıkılsın
Desem de bedduam az gelir sana
Kapın kilitlensin talip kalmasın
O taş kalbine hiç sevgi dalmasın
Acıyla ölesin kolay olmasın
Desem de bedduam az gelir sana
Ruhun bedenine küsüp yakınsın
Azrail gelip de cana dokunsun
Benden önce senin selan okunsun
Desem de bedduam az gelir sana
Zehirler karışsın yediğin aşa
Başını kabir de vuransın taşa
Izdırap içinde korkuyla yaşa
Desem de bedduam az gelir sana
Bundan sonra kanmam ki oyununa
Yılan, akrep yuva yapsın koynuna
Bütün günahlarım düşsün boynuna
Desem de bedduam az gelir sana
Sıratı geçeme ayağın kaysın
Ateşler kavursun soğuklar buysun
Çağlını bütün ahiret duysun
Desem de bedduam az gelir sana
PAYLAŞMAYI İSTEMEM
Aşkını yüreğime nakış nakış işledim
Seni seninle bile paylaşmayı istemem
Varlığını dünyamda ölesiye düşledim
Seni seninle bile paylaşmayı istemem
Senin için bezedim gönlümdeki köşkünü
Daha nasıl anlatsam kalbimdeki aşkını
Ne olursun bir kez duy mecnun olan şaşkını
Seni seninle bile paylaşmayı istemem
Çimenlere basan o ayağına kıyamam
Hasretle geçen günü yaşıyorum sayamam
Gönül dünyama senden başkasını koyamam
Seni seninle bile paylaşmayı istemem
Sana selam verenler bana düşman olurken
Göz ucuyla bakanlar buna pişman olurken
Bütün yaşantım senin gönlünde kavrulurken
Seni seninle bile paylaşmayı istemem
Gönül arzuluyor hep sana güller dermeyi
İpeksi saçlarını ben isterdim örmeyi
Kaldı ki kollarında bir yabancı görmeyi
Seni seninle bile paylaşmayı istemem
Yemin olsun kırarım sana uzanan eli
Aldığın her nefesi saçına esen yeli
Anlasana bir tanem söyletme deli deli
Seni seninle bile paylaşmayı istemem
Sensiz karanlıklara gömülüyor gündüzüm
Yokluğunda yanıyor yüreğimdeki özüm
Uğrunda ölsem bile inan ki bu son sözüm
Seni seninle bile paylaşmayı istemem
GİTTİN
Gelmiyor kelamın hırçın güzelim
Bir fırtına gibi estin de gittin
Seninle doluydu geçmiş ezelim
Selamı sabahı kestin de gittin
Bilirim değerim yokmuş gözünde
Kalleşlik doluymuş sevgi özünde
Ayrılıklar gizli bütün sözünde
Acı isyanları bastın da gittin
Hani bitmeyecek büyük pınardın
Görmeyince beni hemen yanardın
Bilirim tüylendin sen de şımardın
Hatalar sendeyken küstün de gittin
Belli olmuyordu kalpsiz oluşun
Renk vermiyordu ki nefret doluşun
Yalanmış attığın o şuh gülüşün
İçindeki kini kustun da gittin
Oracıkta dondum bilmezsin canım
Beklemezdim senden, çekildi kanım
Kaskatı kesildi de her bir yanım
Canlı bir bedeni astın da gittin
UNUTMUYORUM
Ettiğin yeminlerin hepsi de bir yalanmış
Aşkımdan bıktığın o günü unutamıyorum
Seni maral sanmıştım gerçek yüzün yılanmış
Riyaya aktığın o günü unutmuyorum
Yaptığın günahların şimdilik boyun gibi
Sende yaşanan sevda yalancı oyun gibi
Sattın kendini hem de kurbanlık koyun gibi
Kendini yaktığın o günü unutmuyorum
Başkasına koştun sen ellere yazılıp da
Bana hiç gelmedin ki kahredip üzülüp de
Bir tavus kuşu gibi nazende süzülüp de
Gelinlik taktığın o günü unutmuyorum
Zamanında aldırış etmediğim sözlerime
Köleydim önünde kan çökmüştü dizlerime
Yıllar sonrası beni görüp de gözlerime
Pişmanca baktığın o günü unutmuyorum
SEVGİMDEN ÖLECEKSİN
Beni mutsuz yaşatıp canlı öldüren canan
Sen ecelinle değil sevgimden öleceksin
Beddualarım sana benim gibi ol her an
Sen ecelinle değil sevgimden öleceksin
Elbet aşkıma mağlup olup boyun bükerek
Sevgileri tadıp göz yaşlarını dökerek
Kalbine aşk okunu yiyip acı çekerek
Sen ecelinle değil sevgimden öleceksin
Adımı ezberleyip her saniye anıp da
Sevgimin yücesine vuslatını sanıp da
Yüreğinde sönmeyen ateşlerde yanıp da
Sen ecelinle değil sevgimden öleceksin
Adam akıllı kısa zamanda uslanarak
Sevgi yağmurlarında durmadan ıslanarak
Krizleri yaşayıp beni de kıskanarak
Sen ecelinle değil sevgimden öleceksin
Sonunda kıracaksın keskin sirke küpünü
Güzelliğin geçerken beğenmezsin tipini
Hem de kendi kendine çekeceksin ipini
Sen ecelinle değil sevgimden öleceksin
ÖLECEĞİM BEN
Gönlümü dolduran aşk sözlerinin
Korlu yakışında kalacağım ben
Ateş gibi bakan şu gözlerinin
Fişek bakışında öleceğim ben
Kirpiklerini ok gibi dererek
Yay gibi kaşına tek tek sererek
Kendi ellerimle hırsla gererek
Fişek bakışında öleceğim ben
Bir bir gözlerini şarjöre sürüp
Hedef olacağım karşında durup
Hem de acımadan kalbimden vurup
Fişek bakışında öleceğim ben
BULAMAZSIN
Sonunda çevirdin beni deliye
Artık karşında bir uz bulamazsın
Hunharca yaktığın kalpten geriye
Karıştır külleri köz bulamazsın
Ne sevdim dedin ne sevgi bildirdin
Hep ağlattın da bir kez mi güldürdün
İçindeki aşkı zaten öldürdün
Aşık kaştan başka yüz bulamazsın
Nihayet sen oldun ele benzeyen
Yaprağı dökülmüş güle benzeyen
Güneşte kavrulan çöle benzeyen
Kurumuş sevdamda öz bulamazsın
İstersen alçak de ister gülüm de
İster seviyorum ister zalim de
Eserin olan şu acı dilimde
Bedduadan başka söz bulamazsın
GÜZEL
Aşkın temposuyla kalbin atarsa
Gönlünde sevgiler dünya kadarsa
Kalbime girmeye niyetin varsa
Gelirken kimseye çaktırma güzel
Sana gündüz güneş gecede aydım
Kör aşkına öncü rehber asaydım
Sendeki sevgiyi ibadet saydım
Başka gönüllere aktırma güzel
Selamsız bırakma geçip gidip de
Dağıtma gönlümü birden esip de
Aşkına esaret mecnun edip de
Deli lakabını taktırma güzel
İNANMAN İÇİN
İstersen küserim tüm cananlara
Sadece sevgime inanman için
Selamı keserim dost olanlara
Sadece sevgime inanman için
Ne yapsam ne etsem inanmıyorsun
Varsın bu aşkımı el alem yorsun
Bir ispatı varsa olsun diyorsun
Sadece sevgime inanman için
Yığılıp önünde dizler çökerim
Dudağımı çeke çeke dikerim
Gözlerime kızgın miller çekerim
Sadece sevgime inanman için
Nasıl kazanmalı ki umarını
Oynatma gönlüme aşk kumarını
Keserim kalbimin şah damarını
Sadece sevgime inanman için
Boyarım tenimi olanca kana
Çekerim boynumu yağlı urgana
Bu canımı kurban veririm sana
Sadece sevgime inanman için
Yalnızca bir anlık yanımda kalsan
En son nefesimi verirken bulsan
Aşkına diyetlik ruhumu alsan
Sadece sevgime inanman için
Ne mecnunlar gibi çöle akarım
Ne Ferhatlar gibi dağa çıkarım
Şakağıma bir kez kurşun sıkarım
Sadece sevgime inanman için
GELMEM BİR DAHA
Bırak hoplama sakinleş biraz
Aşık usandırır sendeki bu naz
Belli ki kendini bulursun kurnaz
Geriye dönersem gelmem bir daha
Kimseler bulunmaz senin dengin de
Geçerli değildir kara renginde
Sendeki güzellik benim sevgimde
Geriye dönersem gelmem bir daha
Her şeyim ortada görünür halim
Peşinden koşturup edersin zulüm
Gönül pencereni açmazsan zalim
Geriye dönersem gelmem bir daha
Kalpte olan sevgim inan ki sebil
Gönlüm sana tutkun kıymetini bil
Benden yana doğru vermezsen meyil
Geriye dönersem gelmem bir daha
Dilinde beliren sözlerin yalan
Yeşermiş bu aşkta olmasın talan
Gönüp de bak kim var peşinde kalan
Geriye dönersem gelmem bir daha
Başka aşkta olur senin zararın
Kararmış falların olmuyor karın
Pişman etme beni gelmeden yarın
Geriye dönersen gelmem bir daha
Ferhat figanını inan ki duymam
Çekip de giderim gönlünü saymam
Bak inat edersen yolumdan caymam
Geriye dönersem gelmem bir daha
Çok mu görüyorsun aşka ermemi
Birde kaybedersen ayan kürremi
Asla göremezsin hiçbir zerremi
Geriye dönersem gelmem bir daha
KORKARIM SANMA
Gönlümü uğrattın acı hışıma
Sayende geldim ben kara kışıma
Dilinde tuttuğun zulmü başıma
Takacaksan tak be korkarım sanma
Ben çırak sayıldım sen ise usta
Hadi susma Bir şey de bu hususta
Boşalt içindeki zehrini kus da
Yapacaksan yap be korkarım sanma
Sevgim yasak senin gibi arsıza
İmbiğinden akar kan sıza sıza
Gönlün varsa başka bir hayırsızda
Sapacaksan sap be korkarım sanma
Uğruna öptürdüm gök ile yeri
Bir bana yasaktır kalpten içeri
Göğsüme tuttuğun sivri hançeri
Çakacaksan çak be korkarım sanma
Çılgın isyanına uydun durup da
Hainlik potanda kibir karıp da
Yabancı birine secde varıp da
Akacaksan ak be korkarım sanma
Gözünde parlattın küstah kinini
Sonunda çıldırtın aşk sakinini
Titretme elini en son mermini
Sıkacaksan sık be korkarım sanma
KAÇIP GİDECEĞİM
Esareti kırıp küsüp bahtıma
Kaçıp gideceğim ben buralardan
En sonunda veda edip tahtıma
Kaçıp gideceğim ben buralardan
Asla ne kederden ne de hüzünden
Senin sivri dilli yalan sözünden
İnan özellikle çirkin yüzünden
Kaçıp gideceğim ben buralardan
Kabul etmiyorsun mağlubiyeti
Kötü anlıyorsun iyi niyeti
Daha da çekmeden o eziyeti
Kaçıp gideceğim ben buralardan
Dermanım kalmadı duramam burda
Şimdi yem olamam kurt ile kurda
Fazla beklemeden iki gün şurda
Kaçıp gideceğim ben buralardan
ALABORA
Bakışın gönlüme aşkını düşürdü
Pusulamı tuttun yönünden şaşırdı
Düz yollar dururken dağlardan aşırdı
Alabora ettin sen aşk sandalımı
Divane gönlümü sanki yavaşlatıp
Gözlerimi sevda derdiyle yaşlatıp
Yürekte bitmeyen telaşı başlatıp
Alabora ettin sen aşk sandalımı
Bir seni kalbimin köşküne koyarken
İsmin dilimdedir binlerce sayarken
Rotamı sapıtıp yörüngem kayarken
Alabora ettin sen aşk sandalımı
Buram burum yaktın beni kavurup da
Hayallerimi bir sana devirip de
Yüreğimi tepe taklak çevirip de
Alabora ettin sen aşk sandalımı
Direğimi yıkıp yelkenimi yarıp
Dümenimi bozdun küreğimi kırıp
Ahtapot misali yüreğimi sarıp
Alabora ettin sen aşk sandalımı
AKGÜN DOSTLARIM
Bütün felaketler bende doğarken
Belalar bir olup zulme boyarken
Acı feryadımı el gün duyarken
Nerdeydiniz ak gün dostlarım nerde
Kabus pazarında çile satarken
Güzel günlerime zehir katarken
Korkuyla uyanıp zorla yatarken
Nerdeydiniz ak gün dostlarım nerde
Titreyen kalbime buhran çökerken
Devamlı bacamda baykuş öterken
Felaket yakamdan tutup çekerken
Nerdeydiniz ak gün dostlarım nerde
ŞAİR ÖLDÜ
Sevdayı kendine ulaşır sanan
Bir parça kalbine bulaşır sanan
Boş yere gönlünü alışır sanan
Hüsrana as olan bu şair öldü
Gezmedik ne kıyı koydum ne yaka
Umutsuz düşerim her türlü faka
Hayatta kimseye yapmadım caka
Kadere üs olan bu şair öldü
Kırdım kalemimi bin bir parçaya
İnanmam tavize kanmam parsaya
Gözlerini iki metre arsaya
Dikip de yas olan bu şair öldü
İyi okuyun son kez bu dörtlüğü
Yumuşak kalpliyim sevmem sertliği
Bırakmam ecelde gelse mertliği
Aşklara pas olan bu şair öldü
İmzamı buraya vurgun atarım
Çekmez bunca yükü yorgun katarım
Bin metre kazılan yerde yatarım
Herkese küs olan bu şair öldü
AŞK
Aşk eskiden kalan büyükçe yalan
Aşk zehirli olan azmanca yılan
Aşk gönül bahçemde yapılan talan
Acıyla kavrulan dillere benzer
Aşk sevgiden öte hançer yarası
Aşk maddiyat olmuş zengin parası
Aşk ruhumda yanan ateş karası
Rüzgar da savrulan küllere benzer
Aşk yakın sandığım bitmeyen yoldur
Aşk deniz üstünde küreksiz saldır
Aşk açmaz gönlümde dikenli daldır
Yağmurlar görmeyen çöllere benzer
BİTSİN BU SEVGİ
Tavrın karanlığa benzer elbise
Arkamızdan neler söyler el bize
Bu aşkı havale et ki temize
Ayrılalım dersen bitsin bu sevgi
Sözlerin adeta zehir zemberek
Şimdi acılara zulüm mü derek
İsyanını dizdin bunu bilerek
Ayrılalım dersen bitsin bu sevgi
Ayak uyduramam arsız huyuna
Mana veremedim senin suyuna
Hesabı yapıver enden boyuna
Ayrılalım dersen bitsin bu sevgi
Beni bir sevgili bile sanmadın
Yıllarca bekledim aşka kanmadın
Benim için bir gün bile yanmadın
Ayrılalım dersen bitsin bu sevgi
Nasıl taş kalplisin aklım almıyor
Zor ile güzellik asla olmuyor
Madem ki kalbine sevgim dolmuyor
Ayrılalım dersen bitsin bu sevgi
YANMIYOR ARTIK
Tövbekar dilimi pişman ettirdin
O zalim ismini anmıyor artık
Sevecen gönlümü düşman ettirdin
Seni bir sevgili sanmıyor artık
Seviyordum seni ben bir zamanlar
Başımdan dağıldı pembe dumanlar
Kininle büyüyen içimde kinler
Hain gülüşüne kanmıyor artık
Yalanmış gönlüme aşk kondurduğun
Yalanmış başımı sen döndürdüğün
Alev alev iken hep söndürdüğün
Küle dönmüş kalbim yanmıyor artık
KOYNUNDA ÖLEYİM
Seviyorum seni inan bıkmadan
Gönül duvarını asla yıkmadan
Uzak diyarlar da bu can çıkmadan
Bırak da koynunda öleyim canan
Günlerim bitip de ömür dolmadan
Tamamen sararıp düşüp solmadan
Parça parça kalıp telef olmadan
Bırak da koynunda öleyim canan
Harabe yıkılmış viran köyler de
Deniz de delta da uzak koylar da
Benim işim olmaz yeni toylar da
Bırak da koynunda öleyim canan
Senden ayrılırsan inan ki gülemem
Gurbet ellerden bin daha gelemem
Ecelimi senden ayrı dilemem
Bırak da koynunda öleyim canan
Garip bedenimi sana sunarak
Cennetten kokunu ten de umarak
İki gözümü de son kez yumarak
Bırak da koynunda öleyim canan
BİR GÜN
Bırakın konmayın zayıf dalıma
Ağırlık çekemez kırılır bir gün
Gönlüme girip de irdelemeyin
Oldukça hassastır darılır bir gün
Topluca binmeyin aşkın salına
Dengeler kaybolur devrilir bir gün
Hoyratça girmeyin gönül bağıma
Tamamen küser de çevrilir bir gün
Mazimi açmayın sitem saklıdır
Kuru göz pınarım nemlenir bir gün
Seven gönüllerden o çok farklıdır
Yalnızca kendine demlenir bir gün
Ürünüm yığılı harman yerinde
Rüzgara vermeyin savrulur bir gün
Günlerim sayılı dünya elin de
Ayrılır ruh tenden kavrulur bir gün
Beni o gün anın duyulsun adım
Ruhum gelir elbet ulaşır bir gün
Sizinle olurum budur muradım
Gönülden gönüle dolaşır bir gün
BİLİYORUM
Düşmeye gör bir kere dert belaya sarılır
Dost düşman olur iyi güne kadar darılır
Ufuk da ince çizgim bin bir yerden kırılır
Bedeni yatırmaya az kaldı biliyorum
Acı çığlıklarımı duyup beni kim anlar
Durmadan içerimden kopar sonsuz volkanlar
Gözümde ki yaşların yerini aldı kanlar
Gönlümü batırmaya az kaldı biliyorum
Kimi gördüysem gidip hemen derdimi yandım
Kuzu postuna giren hain kurtlara kandım
Patladı damarlarım kalp yolunda tıkandım
Aklımı yitirmeye az kaldı biliyorum
Yüreğim parçalandı acılarım bitmiyor
Kas katı kesilirken hücrelerim titriyor
Kuduruyor belleğim şifalar da yetmiyor
Yaşamı bitirmeye az kaldı biliyorum
SIRA BANA GELİYOR
Ömrü ucuza sattım asla etmedim paha
Şurda kaldı geriye yedi sekiz yıl daha
İstekli heveslerle son kez kalksam da şaha
İşte önüm açıldı sıra bana geliyor
Hayat demini aldı mutlaka içilecek
Kurtuluş var mıdır bu bedende seçilecek
Ecel kapısından yan tarafa geçilecek
İşte önüm açıldı sıra bana geliyor
Ölüm ayırt etmiyor harici ve dahili
Zaman önünde sürer benim gibi cahili
Sonunda görünüyor karşı kıyı sahili
İşte önüm açıldı sıra bana geliyor
Ellerim tutmuyor ki yazdırdığım kalemi
Neşem kaybolurken hep yakaladım elemi
Su ile doldurmaya çalışırken filemi
İşte önüm açıldı sıra bana geliyor
Kimi sevdim kimide sevmedim belli değil
Ruhum kurbanlık gibi ecel önünde eğil
Her gün ölüme doğru çaresiz verdim meyil
İşte önüm açıldı sıra bana geliyor
Ateşim kesilirken dağılır söne söne
Bir kuru yaprak gibi düşerim döne döne
Adım adım geçerken birazcık daha öne
İşte önüm açıldı sıra bana geliyor
Mevsim kış mevsimidir sarıyor beni ayaz
Eflatun yeşil bitti her yerde renkler beyaz
Yaradanıma varsın yüreğimde ki niyaz
İşte önüm açıldı sıra bana geliyor
BÖYLE CAN ALMIYOR
Gözlerindeki ışık sanki irem bahçesi
Yıllarca suskun kalan tüm dillerin lehçesi
Kalbimi parçalayan birer kartal pençesi
Azrail bile böyle yakıcı can almıyor
Dünyaya kafa tutup isyan kaldırır gibi
Keskin kılıca benzer kalbe saldırır gibi
Karanlığı yırtıyor hem de çıldırır gibi
Azrail bile böyle yakıcı can almıyor
Titretirken içimi sefil bir öz bırakır
Gizemli bakışların sualsiz bir söz bırakır
Tutuşturur kalbimi bir avuç köz bırakır
Azrail bile böyle yakıcı can almıyor
O bakışı karşılık verecek fermanım yok
Zelzeleye tutuldu vücudum dermanım yok
Yavaş yavaş zehrini kalbime boşaltan ok
Azrail bile böyle yakıcı can almıyor
Bakışın kızıl alev siyah kaşın kemer mi
Hangi ırkın gözleri Eti Aka Sümer mi
O bakışların sanki birer fırlamış mermi
Azrail bile böyle yakıcı can almıyor
BEN SANACAKSIN
Yalnızlık sinsice seni boğarken
Bensiz günlerine kabus doğarken
Kapında bir takım sesler duyarken
Giden ayakları ben sanacaksın
Akıl girdabında, fikir hesapta
Artık olmayacak zikir hesapta
İnadın uğruna tuttuğun safta
Biten benlikleri ben sanacaksın
Tomurcukken yoldun o filizleri
Takip edemezsin bende izleri
Hiç mi hiç görmeden giden yüzleri
Geçen gölgeleri ben sanacaksın
Kafanda olacak cevapsız soru
Tamamen söndürdün kalpteki koru
Beyaz bulutlardan aşağı doğru
Yağan yağmurları ben sanacaksın
Kırdın tünediğin yerde dalını
Zaten kaybetmişsin doğru yolunu
Kucaklamak için açıp kolunu
Esen rüzgarları ben sanacaksın
Aklın karışıyor sapla samanda
Vakit kaybedersin geçen zamanda
Sigaradan çıkan acı dumanda
Tüten hayalleri ben sanacaksın
Küpün zarar gördüğü sirke keskine
Aşk yaramaz benim gibi küsküne
Yavaş yavaş kalkıp omuz üstüne
Binen salları da ben sanacaksın